2009 Temmuz | Her Gün Biri

Temmuz, 2009 Arşivi

Zor Çizgi

sabah çizgi film izliyoruz.
pavlov’un köpeği inliyor.
köpeğin karnındaki,
pavlov’u deli ediyor.
yine aynı yüzler, yine aynı sesler.
yine aynı işler, yine aynı işler.
eğlenmekten çok eğlendirmek.
yere düşmüş boyalı pamuklar.
radyoda neşeli bir şarkı.
patron yine çocuğu azarlıyor.
sol elim boş; ama sağ elim dolu.
sağ elimdeki silah patlıyor.
boş bir çanta ve parayla dolu bir kasa.
şimdi kasa boş ve dolu bir çanta.
sağ elim boş, sol [...]

More »

Hayattaki en önemli işimizi ciddiye almayız: Mutlu olmak.

( R. L. Stevenson)

Yoğun temponuzda bunu unuttunuz mu yoksa?
Unuttuğunuzu fark etmeniz bile, iyi bir adımdır. Farkındalık ve durumu doğru tespit etme, her projenin başıdır.
Başarı, bir projeyi en iyi şekilde yönetmektir. Bu hepimizin aynı şekilde düşündüğü bir cümle olur.
Peki en büyük projeniz nedir?
Kendimiz & yaşamımız

Her yataktan kalktığımız gün kendimize kattığımız değerin önemini [...]

More »

Türk Bloglarında Bir ilk

“bir e-lektronik yaşam projesi“ bugün 5. yılına girdi 27 Temmuz 2005 tarihinde başladığım blog maceramın tarihi sürecini her yıl olduğu gibi bu yıl yeniden yazmayacağım Ama en başta varlıklarıyla e-vren dünyasını zenginleştiren 38 MisAfir KaLeMim’e, yorumlarıyla beni yalnız bırakmayan ziyaretçilere, e-vren günlüğü için zaman zaman yazdıkları yazılar ve sağladıkları bağlantılar için [...]

More »

26 Temmuz 1982 – 26 Temmuz 2009

Yerdeyim, bağdaş kurmuş dirseklerim dizlerimde ellerim yüzümde uzun süredir önümdeki boş kutuya ve etrafa saçılan resimlere bakıyorum. Hayatımı film şeridi yaptım gözlerimin önünden geçiriyorum.
Çocukluğum, ergenliğim, kalabalıklarım, yalnızlıklarım, başarılarım, düşmelerim, kalkmalarım, arkadaşlıklarım, ölenler, kalanlar, yarı yolda bırakanlar…
Saat gece on ikiyi vuruyor ve yeni bir kapı açılıyor önümde. Yeni bir yere önden girmek her zaman tedirgin eder [...]

More »

gemiler..düğünler..gidenler..

Büyüklerin telaş ettiği, altın taktığı, misketten Trakya havalarına kadar türlü türlü oyunların oynandığı, halayların çekildiği, bizlerin ortalıkta koşturduğu, sandalye tepelerinde uyukladığı, düğün pastasının kesilmesini beklediği o düğünler derneklerde başrol oyuncuları vardı. Gelin ve damat. Onlar çok uzaktı bize. Sanki başka bir dünyada yaşıyordu onlar. Peki biz ne arada bu başka dünyanın içinde bulduk kendimizi. Evleniyor [...]

More »

Atatürk Kitaplığı, çay, sigara, Massive Attack ve Beyoğlu…

İkimiz de pek kitap kurdu sayılmayız ama bir şekilde Taksim’de Atatürk Kitaplığında tanıştık. Yıl 1999.

Merhaba, filmleri sen getirmişsin galiba?
Evet noldu?
Yaa, şey bunlar dia olcaktı, negative almışsın. Bunlarla çekemem.
Hmm, bana öyle denmediği için tabii.. Neyse, tamam ben şimdi dia alıp geleyim o zaman.

Bu mu olcaktı yani aylardır sadece adını duyup yüzünü bir türlü göremediğim meşhur fotoğrafçımızla [...]

More »

HÜZÜN ve İHTİYAR

“Nedir içindeki bu bitmez tükenmez neşenin sebebi, Geyik Mühendisi?” diye sordu ihtiyar.
Yanıtlaması zor bir soru değildi.
Nitekim matematiksel olmayan bir çok sorunun cevabı hep kolaydı benim için.
Söz oyunları benim işimdi, kim karşılığını verirse onun tarafını rahatlıkla savunurdum.
Yaradılışı savunabilir, evrimi çürütebilirdim.
Fakat aynı önemlilik derecesine sahip kozlarla evrimi de bir o kadar iyi savunurdum.
Olay her iki tarafı da [...]

More »

Gerek

Hayatı arzulu ve heyecanlı yaşamak gerek. Risk almak gerek. Düşmek, kalkmak, tekrar düşmek gerek. Gerçekten yaşamak gerek. At gözlüklerini atmak gerek. Hergün aynı döngüde seyreden hayattan uzanıp dışarıya bakmak gerek. Okumak, uğraşmak, ter dökmek gerek. Dünyanın diğer köşelerine gitmek gerek. Modern sanat sergisinden çıkıp arka mahalle kıraathanesine girmek gerek. Her yeni günün daha fazla bilinmeyen [...]

More »

Bir kapı kapanır bir kapı açılır

Uzun zamandır düşünüyorum gerçekten de bir kapı kapandığında yeni bir tanesi açılıyor mu? Yani gerçekten de olumsuzluklar, aksilikler bir gün geliyor değişiyor bizim için iyi bir şeye mi dönüyor? Acaba her olmayan bir işte bir hayır var mı gerçekten? Yoksa bunların hepsi insanın bir şekilde dayanması, güçlüklerle savaşması için uydurulmuş bahaneler mi? Eee ne demişler [...]

More »

Yağmur Vururken Cama

“Hiç bir şeyde gözüm yok
Sen yanımda ol yeter…”
Güzel günlere olan umudumu parçalamıştım o rüyadan uyandığımda. Gördüğüm o rüya bir gerçeği tüm çıplaklığı ile yüzüme vuruyordu. Sensizlik.. Aslımda sensizdim, özüm, benliğimin tüm kapıları sensizliğe çıkıyordu. Kabullenmesi çok güçtü belki, belki de yaşadığım herşeyin en anlamlı yansıması idi. İdrak edecek kudretim yoktu; üstelemedim.
Bir rüyanın belli  belirsiz hatlarıydı [...]

More »