Aydın’lara Uzanan Ellerin, Omuzlardan Kopması Dileğiyle
Merhum Türkan SAYLAN Hocamıza ithafen :

“Her insan doğar, büyür ve ölür..
Her insan yaşama hakkına sahip, ölüm gerçeğine haizdir..
Her insan şanslı doğmuş sayılır, kimisi de şansını kendi yaratmış..
Her insanın eşit hakları vardır.. Belki de öyle olduğu rivayet edilir..
Ama kimi insan vardır ki, eşit hakların olmadığını gördüğünde bir şeyler yapmak için ömrünü adar..
Adadığı bir ömür, binlerce çocuğa umut ışığı ve binlerce hastaya hayat sevinci olur..
Yoğun emekle geçen yılların ardından, onca sıkıntıya rağmen gülen bir yüz, parlayan bir yıldızdır onun için..
“Belki de” cüzzamla ilgili gerçekleştirdiği çalışmalar sırasında yakalandığı, “belki de” insanlara verdiği tüm enerjinin bedeninden eksilmesinden kaynaklanan bu amansız hastalığa karşı bile dimdik ayakta kalmıştır…
Ne yazık ve ne yazık ki, Atatürk’ün Türkiye’sindeki Çağdaş Türk insanı olabilmek herkesin ödevi ama yüreğinde var olan gücü değildir..
O kocaman yürekli insan, hayata gözlerini kapattığı güne kadar daha iyi bir gelecek için hep çabalamıştır..
Bazen suyun o berrak yüzeyine atılan küçük bir taş, yüzeyi dalgalandırsa da en nihayetinde dibe çökmüştür..
Yapılan haksızlıklar da aynen bu şekilde su yüzeyinde kalmayıp, er ya da geç dibe çökecektir…
Yaratılmak istenen tablo, dış mihraklardaki karanlığa yakılan fener ışığına gösterilen beyhude bir çabaydı..
Çünkü o fener; kimliği belirsiz bir deniz feneri değil, gelecek güzel günlerin ışıklı yolunu işaret eden, bununla da yetinmeyip o yolu birlikte inşaa etmek isteyen bir Aydın’ın feneriydi..
“O”, Türkiye Cumhuriyet’inin yetiştirdiği irfanı hür bir Türk’dü…
Gözü açık gitmedi, üzgün de gitmedi…
Çünkü iyi biliyordu ki bu ülkede nice cesur ve fikir sahibi insan yaşamıştı bu keşmekeşi..
Tüm savaş askerleri gibi “O” da, namert bir kurşunun her zaman arkasında duracağını bilerek yoluna devam etti..
Gidişine yakışır bir günde; kırmızı bayraklar eşliğinde, çağdaş yaşamı destekleyecek insanların sevgi seliyle uğurlandı cennetine…
Geride bıraktığı öksüz her kardelen, boynu bükük kalsa da susuzluğu hiç yaşamayacak…
İlime ve bilime adanan bir ömür, o minik bedenlerde yeniden hayat bulacak…
“O”nu en sevdiğimiz haliyle, çiçekli penceresindeki görüntüsüyle hatırlayacağız..
Ve daha açacak nice çiçeğimiz var.. Soldurmamak için elden gelenin fazlasını, gönülden geçenin en cömertini sunacağız…
Aydın’lara uzanan ellerin, omuzlardan kopması dileğiyle…”

Her gün farklı bir yazarın kendisi için önemli bir günü anlattığı HerGünBiri.com'a hoşgeldiniz!

