Aynı anda doğan iki çocuğun hikayesi | Her Gün Biri

Her Gün Biri: Çok yazarlı blog

Aynı anda doğan iki çocuğun hikayesi

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, ortalama: 5,00) 5 üzerinden
Loading ... Loading ...

Şu an, tam da bu dakikada bir çocuk doğdu zenginlik içine. Hastanedeki özel odasında yatan annesinin yanına saatler sonra götürülecekti.

Şu an, tam da bu dakikada bir çocuk doğdu sefalet içine. Hamileliği sırasınca iyice beslenemeyen annesinin yanında yatıyor çırılçıplak.

İki çocuk da aynı duyguları paylaşıyor. Şaşkınlar ve ağlıyorlar.

İki anne de aynı sevgiyi besliyor çocuklarına karşı.

Annelerden biri çoktan hayallere daldı bile. Şimdiden çocuğunun geleceğini kabaca tasarladı. Hangi okullarda okuyacağını, nasıl biriyle evleneceğini düşündü. Düğününü düşündü. Hatta torununu bile düşündü. Diğer anne de aynı anda hayallere daldı. Acaba yavrusu büyüyebilecek miydi bir kurşuna kurban gitmeden, kötü işlere bulaşmak zorunda kalmadan ve ya amansız bir hastalığın pençesinde kıvranmadan? Fakat birden çok ileri gittiğini farketti. Acaba memelerinden süt akacak mıydı yeni doğan bebeğinin ağzına? Yoksa bebeği, ilk sütünü ememeden hayata yenik mi düşecekti?

İki annenin de çok fazla ağrısı vardı. Annelerden biri alamadığı ağrı kesicinin etkisiyle bayıldı.

Bir müddet sonra iki bebek de açlıklarını belli etmek için ağlayacaklar. Özel hastanenin bakımlı hemşireleri çocuklardan birini, emzirmesi için annesinin yanına getirecek. Diğer tarafta ise, kabilenin kadınları, bayılan anneyi, çocuğunu emzirsin diye ayıltmaya çalışacaklar. Fakat kadıncağızın memelerinden süt akmayacak büyük ihtimalle. Sonra bebeğini, belki bir kereye mahsus olmak üzere, kabiledeki başka bir kadın emzirecek.

Annelerden biri çocuğu doyduktan sonra ona iyice sarılarak; kocasının, sırf bugün için ve onlarca çocuğu doyurabilecek kadar paraya aldığı kameraya poz verecek. Diğer anne ise kucağındaki çırılçıplak bebeğine sarılarak, onu, ölüm saçan sineklerden korumaya çalışacak.

Derken yıllar geçecek ve çocuklar büyüyecek. Aynı anda doğan bu iki çocuk, belki de şans hariç bir çok alanda ortak olacak. Mesela ikisi de baba mesleklerini sürdürecek. Birisi annesinin doğduğu gün hayalini kurduğu okuldan mezun olup hayatına bir avukat olarak devam edecek. Diğeri ise; yıllar önce kaçırılan babasının zorla çalıştırıldığı nehrin kenarında, babasıyla aynı işi yapacak, elmas toplayacaktı. Bir gün güzel bir parça elmas bulacak ve bu elmas el değiştire değiştire; diğer çocuğun, sevgilisine evlenme teklif etmek üzere hazırladığı sürprizin baş konuğu olacaktı. Tabi ki sevgilisi bu teklifi kabul edecek, ve annenin öngördüğü üzere, ihtişamlı bir düğünle evleneceklerdi. Ve diğer çocukla aynı gün bir hastanede bulacaklardı kendilerini. Biri, yeni doğan bebeğini kucağına alacak, diğeri ise kesilen bacaklarından dolayı bir daha yürüyemeyecekti. Tırnaklarıyla kazıyıp çıkardığı elmasların, kaç kişiyi mutlu ettiğini ve o elmaslar sayesinde kurulan evliliklerin meyveleri olan bir çok çocuğun, biraz da onun sayesinde,  hayata gözlerini açacağını bilse mutlu olurdu belki ama o, ne bu haberleri alabilecek kadar ne de kendi çocuğunu kucağına alıp sevebilecek kadar uzun yaşayamayacaktı.

Paylaşım:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Ping.fm
  • Posterous
  • Twitter
  • PDF


Bu yazıya yapılan yorumları RSS 2.0 beslemesi aracılığıyla takip edebilirsiniz.