Bir Tutam Düşünce Akışı | Her Gün Biri

Her Gün Biri: Çok yazarlı blog

Bir Tutam Düşünce Akışı

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, ortalama: 5,00) 5 üzerinden
Loading ... Loading ...

Sitesinin admini olan arkadaşım, bugünün benim günüm olduğunu hatırlatınca birden küçük çapta bir paniğe kapıldım. 14 Mayıs’ı seçmemin arkasında hiç bir neden yoktu. Bugünün, benim dünya üzerindeki geçirdigim günler arasında, her biri her sene tekrar eden diğer günlerden ayıran sebep ne olabilirdi? Fikir çok enteresan aslında, her yıl tekrar edecek bir gün seç(?), güneş ile dünyanın evrendeki 3 boyutlu açısı her aynı oluşunda, biz ona senelik senin önemli günün diyelim, sen onu hatırla, bize de anlat,  hatırlayalım. Gerçekten hatırlayacak mısınız? Peki neden ben bunun hatırlanmasini isteyeyim? Bu insana özgü bir davranış sekli mi? Hatırlanma belki de özlenme ihtiyacı? Hayvanlar aleminde acaba dünkü ceylanı nasıl avladığını bir diğer aslana anlatan bir aslan var mıdır?  Tamam aslanların kendi aralarında en azından bizim bildiğimiz bir gelişmis iletişim şekli yok. Olsaydı anlatırlar mıydı o ayrı bir konu…

Halle Berry

(Halle Berry’nin konuyla bir alakası yok. Ancak Hürriyet’i dünyanın en çok ziyaret edilen 305. sitesi yapan halkımın alışkanlıklarına saygılı olmak lazım)

Yukarıda anlattığımın ben bir şekilde insanların yaşayış şekliyle bir alakası olduğunu düşünüyorum. Toplumsal hayat. Geçen gün izlediğim bir Ted konuşmacısı bana bunu hissettirdi. Kafamda şöyle çok basite indergenmis özet belirdi; toplumsal hayata geçiş > kitleleri yönetmek ihtiyacı(din, hükümet) > bireyler icin kısıtlamalar (çıkar, libido çıkmazı) > benim egom senin egonu döver (big bang ego patlaması) > birbirine zarar vermek/öne geçmek için çevreyi kullanma(savaş/rekabet)> dünyanın sonu :) . Teorik olarak son basamağın olabileceğine inanmıyorum aslında. En azından kısa vadeli olarak. Bir sistemin doğal evrimi dışarıdan bir müdahale olmadığı sürece kolay kolay hızlı bir sona yakınsamayacaktır.  Örneğin çevre kirlenmesinin kaynaklarına bakacak olursak, bir çoğumuzun doğrudan sebep olmadığı şeyler olduğunu görürüz. Karbon bazlı enerji kaynaklarının kullanımı, nükleer enerji santralleri, doğal kaynakların yanlış kullanımı, katı atıklar ve çöp vs. Bir coğunun endüstriyelleşme, globalleşme, aynı anda üretilen bir şeyi daha büyük kitlelere satma, büyük kitlelerin aynı şeyi aynı şekilde tüketmesi sonucu ortaya çıktığını görürsünüz. Hepimiz belki neden dünyadaki her türlü uçan kaçan aracın petrolle çalıştığını, yolların neden asfalt olduğunu sormuşuzdur kendimize. En büyük firma sıralamaları buna belki biraz ışık tutabilir. Bunun neden nasıl olduğuna hiç girmeyeceğim. Kısaca şunu görebiliriz; toplumsal hayat, ne dünya için ne de insan bünyesi için belki de çok da yararlı değil. Asıl soru neden insanların toplumsal hayata geçme ihtiyacı duydukları. Sadece verimlilik mi (her açıdan!), burada bir çok açıdan yumurta tavuk ilişkisi olduğu belli, ancak bunu bence hepimiz istemedik. Birileri bizi zorladı, tarihe baktığınız zaman öyle egolar var ki hala bazılarımızın uzaydan geldiğini düşündüren yapılar bile ortaya çıkardılar (bakınız piramitler)..

İzlediğim Ted konusmacısı, kabile kavramının nasıl geri dönmeye başladığını anlatıyor. İnsanların ben doğustan gelen bazı farklılıkları olduğunu düşünüyorum. Hepimiz aynıyız hikayesi ise koca bir yalan.  O yüzden bazılarımızın önderliğe, bazılarımızın ifadeye, bazılarımızın sürekliliğe, bazılarımızın ise değisikliğe ihtiyacı var. Toplumsal hayatta körelen/köreltilen bir çok istek/arzu bugünün açık ve özgür(?) iletişim ortamlarında tekrar canlanıyor.  Bir önceki cümlemdeki özgür kelimesi üzerine de bir ton yazılabilir ama yazımı baştan okuyunca geldiğim nokta, başladığım nokta ve blogun teması noktasının evrende üçgen oluşturma ihtimali olsa da onun üçgen olduğunu anlamamız için bakmamız gereken  referans noktasının minimum uzaklığı beni üzmeye başladı. (Ne kadar duygusalım!)

En son olarak, ben ne bir sosyal bilimciyim ne de bir antropolog. O yüzden yukarıda yazdıklarımın belki de tamamı yanlış olabilir.  Lütfen yanlışlarımı affedin bırakın öyle kalsınlar. Bugün de benim için önemli bir gün olsun.



Bu yazıya yapılan yorumları RSS 2.0 beslemesi aracılığıyla takip edebilirsiniz.