Çalışan Çocuklar | Her Gün Biri

Her Gün Biri: Çok yazarlı blog

Çalışan Çocuklar

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (11 oy, ortalama: 3,64) 5 üzerinden
Loading ... Loading ...
calisan_cocuklar

Fotoğraf Rana Mullan © UNICEF Türkiye 2006

Küçük yaşta ağır işlerde çalışan gençler var. Hatta öyle hakaretler yiyorlar ve ağır işlere koşturuluyorlar ki, aldıkları para buna hiç değmiyor. Çocukların neler çektiklerine canlı şahit oldum. Size bugün anlatmak istediğim olay, toplumumuzdaki bir bozukluk, sakat bir kol; çalışan çocuklar ve onlara yapılan muamele!

12 ve 13 yaşındaki iki kuzenim bir kuaförde çalışmaya başladılar. Hani geçen hafta karnelerini aldılar ya, o yüzden tatili fırsat bilip, kuaförlere başvurmuşlar. 12 yaşındakinin adı Esra ve o en küçük teyzemin kızı, diğerinin de adı Canan ve o da dayımın kızı. İkisi de çok zayıf, fakat yaşıtlarına göre boyları normal. Zayıf bir vücutları ama sağlam bir dirençleri var. Küçükken çok hastalanırlardı ama artık hiç hasta olmuyorlar. Her ikisi de köyde büyüdü.

Para kazanmak istiyorlardı. Kuaförler eşşek gibi çalıştırırlar ama azıcıcık para verirler. Bu kızlar oncacık parayı bile çok güç bir arada gördükleri için bunu bile kabul ettiler. İki farklı kuaförde haftalık 20 YTL gibi düşük bir ücretle çalışmaya başladılar. Hatta daha ilk günden alacakları paranın hayalini kurup, onunla ne yapacaklarını düşünmeye başladılar. 20 lira ile ne yapılırdı? Ben onların bu halini görünce anneme kızdım. Zavallı çocuklara işkence çektirmesi gerekmezdi, ben vereyim her ikisine 20′şer lira dedim. Benim bir günde harcadığım para ondan daha çoktu. Üniversitede nasıl bir hayat olduğunu görünce bu çocuklara acıdım. Bizim arkadaşlar öğle arasında 10 YTL’lik iskenderler, köfteler, hamburgerler yerlerdi. Hatta hiç paraya acımayıp 90 YTL’ye aldıkları “markalı”çantaları yerden yere atarlardı. Paranın kıymetini işte ancak bizim bu çocuklar gibi çalışanlar ve yaşayanlar biliyor. 20 lira için bir hafta elin adamının kulu kölesi olacaklar. Hatta sadece çalışmıyorlar, üstüne azar işitip, aşağılanıyorlar! Bu çocukların tatil yapması, dışarda top oynaması ve eğlenip gülmeleri gerekiyor. Oysa azcık para kazanalım, istediğimizi alalım diye strese giriyorlar, tüm gün ayakta kuaförde amelelik yapıyorlar.

calisan_cocuklar2

Fotoğraf Rana Mullan © UNICEF Türkiye 2006

Tatile girdikleri günün ertesinde hemen bize kalmaya geldiler. Birkaç gündür bizde kalıyorlar. Çalıştıklarını bir tek annem biliyor. Annem bizi de küçüklüğümüzden beri, çalışmaya ve para kazanmaya yönlendirdiği için onlara da bu konuda destek oldu. Bu çocukların ikisinin de ailesi çok fakir, fakat her ikisinin de ailesi onların çalışmasına razı olmaz. Annem bu konuyu birkaç gün çocukların ailelerinden sakladı. Dün dayımlar ve teyzem gelince annem onların gönlünü alarak izin koparttı. Halbuki iki gündür çalışıyordu çocuklar.

İlk gün işe heyecanla gittiler. Yalnız, cumartesi günü olduğu için kuaförde işler yoğundu. Gider gitmez ikisine de iş yaptırmaya başlamışlar. Yerleri süpürmüşler, her türlü getir götür işlerini yapmışlar ve bulaşıkları yıkamışlar. Öğlenleyin bir de baktık ki, Esra eve gelmiş. Dayanamamış zavallım. Artı karnının ağrıdığını söylüyordu. Ben buna pek inanmadım, çünkü Esra iş görmeyi pek sevmez, baktı ki çok iş yaptırıyorlar kaçmak için böyle bir şey uydurmuştur. Diğer kız, Canan, akşama kadar çalıştı. Akşam eve geldiğinde yorgunluktan ölüyordu. Hemen mutfağa geçip yemek yemeye başladı. Canan, kardeşim Pınar’da ondan 1 yaş küçük. Pınar da geçen sene böyle bir işe girişmişti de ilk günün sonunda “Bir daha gitmem!” diyordu, sonra da bir daha gitmedi işe. Bu sene ise asla böyle bir girişimde bulunmadı. Ama Canan’a “Ne yaptın? Nasıl geçti?” diye sormak için o da mutfağa geldi.

Sonra Canan dobra dobra, ses tonu son ayarda konuşmaya başladı. Bütün gün öyle bir dolmuş ki! Ona bağırmışlar, azarlamışlar, iş yaptırmışlar.. bir “ııh” bile dememiş. Gelip evde bize bir bir söylemek istediklerini, içine attıklarını boşalttı. Allah allah dedim ben de, şu kızlara bak, amele gibi çalışmışlar, üstüne bir de patronları “mal” herifin teki olduğundan azar çekmiş. Kuaför sahibi kimselerde beyin aramak zaten çok saçma! Ben eskiden kuaföre gidip, adamlarla kanka olup saçıma fön çektirirken sohbet ederdim. Uzun zamandır gitmiyorum, artık saç boyama, fön ve saç kesme işlemlerini evde kendim yapıyorum. Evet saçımı da kendim kesiyorum. Bu kızlara afedersiniz ama ayı gidi davranmaya kimsenin hakkı yok! Çalışmıyor da müşteri olarak gelselerdi, önlerine kırmızı halı bile sererlerdi. Patron dediğin sinir küpü olmaz, anlayışlı, duyarlı, bilgili, seviyeli olur, ama kaba, cahil, asabi olmaz. Olmamalı yani.

İkinci gün Canan’la Esra yine gittiler. İkisi de farklı kuaförlerde çalışıyorlar. Bu sefer Esra’da akşama kadar dayandı. Esra’ya “Yapar mısın? Getirir misin?” diye hitap ediyorlarmış, ama Canan’a ise “Yap! Getir!” diyorlarmış. Canan garibim daha fena bir ortama düştü galiba. Daha ikinci günden yanlış bile yapmış. Patron eline bir şişe vermiş ve içine şampuan koymasını söylemiş. Canan’da dün bir çalışanın gösterdiği şişeden, o şişeye şampuan koymuş. Sonra patron patlamış. Bir sürü azarlamış, kızmış. Meğer koyduğu şampuan değil, saç kremiymiş! Vay Canan’ın başına gelenlere! Çok komik bir durum ama, kız ne yapsın? Hem daha yeni olduğu için şampuan ve saç kreminin farkını bile bilmiyordur. Canan hayatında hiç saç kremi kullanmamış bile olabilir. Neyse işte böyle bir durumda sizin çalışanınız olsaydı, eminim siz de çalışanınıza, hele hele 12 yaşında bir çocuksa, kesinlikle bağırır ve kızardınız. Kızmayıp olgun da karşılayabilirdiniz. Ama bu bilince ulaşmak öyle kolay değil. Üniversite bitirip de hala bu bilince ulaşamayan insanlar bile var.

Benim gönlüm de bu çocukların çalışmalarına dayanmıyor. Bugün Pınar’ın doğum günü. Canım kardeşim İYİ Kİ VARSIN :) Hergünbiri’nde Maalesef herkes doğum günü kutlama yazısı yazdığı için ben yazmak istemedim. Dün Canan’la Esra’ya 5′er YTL verdim ki gidip o parayla Pınar’a hediye alsınlar. İkisi de havaya uçtular. Bu akşam da yaş pasta alacağız, pasta yiyecekler. Öyle seviniyorlar ki! Pasta’yı sevmeyen çocuk yoktur. Bence siz de çevrenizdeki miniklerin olanaklarını gözden geçirin. Elinde olmayan o kadar çok çocuk var ki! Oyuncağı olmayan, yılda bir kere yaş pasta yiyebilen ve sadece kurban bayramında et yiyen çocuklar var. Bir de 20 ytl için bir hafta köle gibi çalıştırılan çocuklar var..


  • :D :D : D:D AS:d AS: das bole komik bişi mi olur yaaaaaaaaaa :D ah kah kıh koh .d

Bu yazıya yapılan yorumları RSS 2.0 beslemesi aracılığıyla takip edebilirsiniz.