E-mail Çılgınlığı
Bilişim teknolojisinin hayatımıza çok hızlı bir şekilde girmesi ve bizlerin vazgeçilmezi haline dönüşmesiyle hayatımızın her alanında bilgisayarı görmek mümkündür. Tabii ki böyle bir teknolojinin içerisinde olup da illaki e-mail gibi bir nimetten yararlanmamak olmaz. Hele hele vaktinin çoğunu bilgisayar başında geçiren bizlerin en büyük zevklerinden biri dostlarıyla e-mail, forumlar, chat kanalları ve diğer iletişim hizmetleriyle sohbet etmek ve bir şeyler paylaşmak. Paylaştığımız şeyin hiç bir önemi yok, yeter ki paylaşacak bir materyal bulalım. Bu materyaller zevkimize hitap eden bir manzara resminden tutun da gerçekliğine emin olmadığımız doğa üstü hikayelere kadar bir çok şeyi kapsamaktadır. Mail kutumuza her gelen maili okumamız ve verilen direktifleri titizlikle takip etmemiz sayesinde bir çok yalan bilgi hayatımıza girdi ve gerçekliğine inanır hale geldik.
Gelen e-maillerin çoğu bu tarz yalanlar üzerine kurulmuş resim ve yazılardan oluşmakta. Güzel şiir ve edebi eserlerin, beyin fırtınaları yaşatacak, ufkumuzu genişletecek, içimizi ferahlatacak, karamsarlıktan uzaklaştıracak, bilgi dağarcığımızı artıracak e-maillerin azlığından dolayı böyle bir bilişim nimetinden tam olarak faydalanamıyoruz. Aksine zarar görüyoruz.
Eleştirilerimin kaynağı bize zarar veren e-mailler üzerinedir…
Pekala bize bir e-mail nasıl zarar verebilir? Bunu insan düşününce aklına pek bir şey gelmiyor olsa gerek.Hatırlar mısınız eskiden posta kutularımıza veyahut kapı önlerine kağıtlar bırakılırdı. Ben bile bu kağıtların yüzlercesiyle muhatap oldum. Genelde bu yazının mübarekliğinden bahsedilip birkaç Arapça cümle yada anlamsız kelimelerden oluşan, bazen ise salavat veya kelime-i şehadet gibi dini motiflerle süslenmişti. Resmen insanların dini duygularını istismar edip Allah korkularıyla alay edercesine o yazının verilen rakam kadar çoğaltılıp dağıtılmaması halinde bir çok kişinin zarar göreceği hatta lanetlenircesine üzerimize belalar yağacağı ana temaları oluştururdu. Bizler ise insansak da inanmasak da içimize düşen ufacık bir şüphe damlasıyla üşenmez bu kağıtların aynısından 7 kere çoğaltır ya da bir hafta boyunca günde 777 kere okur ve cennete erişmişcesine huzur içinde yatardık. Hatta bazen edebiyat hat safhaya ulaşır güzel hikayelerle bu saçmalıklar daha da kıymetli eser kıvamına getirilirdi. Artık teknolojinin gelişmesi bu kağıtların yerine cep telefonlarımıza gelen sms’ler derken bir kademe daha ilerleyerek e-maillerimiz halini aldı. Sadece bu kadar mı?
Elbette ki hayır…
Küçük 4 kız kardeşin annesiyle dalga geçmesi sonucu farklı bir yaratığa dönmüş hallerini konulu e-mailler ki birde resimle süslenmesi de cabası (resimlerin orjinali bir heykeltıraşın yaptığı yaratık modellerinden ibaret olması) İlk insanlardan sayılan bir iskeletin bulunduğunu ve boyunun yüz metre civarında olduğu (ki resimlerin orjinali yine bir sanat eserinin çıkması) Denizkızı gibi yüzlerce yıllık hayal kahramanının video olarak bizlere gönderilmesi (ki orjinalinin bir film setinden alınma olması) Endüstriyel sanayi atıkları yüzünden evrimleşen bir balık türünü objektiflere yakalanmış olması (ki orjinalinin plastik bir maketten ibaret olması ve ünlü bir alış-veriş sitesinde açık artırmayla satılmış olması) gibi bir çok hikaye yüzünden insanlara inancımız körelmektedir. Bunlar sadece ispatlanmış yalanların sadece ufak bir kısmı ya hiv virüsünü şırıngayla sinema köşelerinde herkese batıran sapıkları anlatan e-maillere ne dersiniz? Ya da gıdalarımızdaki uydurma zehirlere? Gerçekten neye inanacağımızı şaşırmış ve her şeye herkese korkuyla yaklaşır hale gelmiş olmamız kimin çıkarına ben en çok onu merak ediyorum. Sosyal çevremizden bizleri kopartıp pc başında yaşamaya mahkum edenler acaba gayelerine vardılar mı? Gönderdiğimiz mail sayısınca para gideceği söylenilen yerlere para ulaşıp ulaşmadığına emin olmadan sosyal vazifemizi yerine getirircesine kasılırken bu mailleri uyduran kişiler haz duyuyorlar mıdır?
Ya bizler bu e-mailleri tüm arkadaşlarımıza gönderirken hangi niyetleri güdüyoruz? Daha öncede dediğim gibi içerikler bizlere fayda sağlayacak şeyleri seçmek varken bu tarz mailleri tercih etmemiz ne derece doğru? Bir gün bu sorularıma cevap bulma ümidiyle…

Her gün farklı bir yazarın kendisi için önemli bir günü anlattığı HerGünBiri.com'a hoşgeldiniz!

Özhan Yiğitler
24 Nis, 2009
e-posta bir araçtır kanımca; eski iletişim araçlarıyla karşılaştırıldığında daha hızlı olması, geridönüşümünün olması (yıllar önceki e-postaları yeniden yeniymiş gibi gönderebilirsiniz) ya da kolay erişilebilir olması bu gerçeği değiştirmiyor. bilgi kirlenmesi ya da kötüye kullanmayı tercih eden insanoğlu bugün e-posta ile yarın video ile gönderilen iletilerle yapacak bunu. elbette, iletişimin ve bilginin bu kadar kolayca erişilebildiği bir ortamda, güvenilir bilgiyi arayan bireylerin sayısında beklenen artışın olmaması da bu çöplüğe olan ilginin artmasına yol açıyor.
Mustafa İREN
24 Nis, 2009
Sanırım e-postaların kör noktalarından birisi de benim. Gelen bu tür postaları iletmiyorum.
Mustafa Altıntepe
24 Nis, 2009
Vakit olması halinde aklımda bir proje var
)
ütopik değil sanırım.
bir grup ve ihbar sitesi oluşturmak…
Gelen ihbar mailleri inceleyip doğruluğunu araştırmak ve kişileri uyarmak asli görev olup, güzel içerikli mailler atmak için halkı bilinçlendirmekte yan görev olabilir