Karman Çorman
Blogları iki kategoriye ayırıyorum: Para kazanmak amacı ile yaşatılan bloglar, ve diğerleri. Ben bu yazımdan para almadığıma göre HGB de ikinci kategoride yer alıyor. Bu blogların ortak özellikleri arasında bencil ve de egosal olmaları; bir de eşanlamlı kelimeleri farklıymış gibi zanneden yazarlara sahip olmalarıdır diyebiliriz. Eğer para kazanmak için yazmıyorsanız blogunuzu, ya Starbucks’ta yeni işini/sevgilisini/silikonlarını gereğinden abartılı sesli biçimde arkadaşına anlatan insan ya da bir işi diğerlerinden iyi bildiğini düşünen ve ders verme hakkını kendinde gören kibirli kişisinizdir.

İlk paragrafın, subjektifliğin doruklarında bir konu hakkında genel geçer doğru olduğu öne sürülen önermelerle dolu olması sanırım hangi kategoriye dahil olduğumu gösteriyordur. Ama meraklanmayın, size “x’i şöyle kurmak lazım”, “b’yi verimli kullanmanın yolları” gibi yazılar da yazmayacağım.
Birliğimdeki benlikler arasında aslında başka tipler de bulunduğundan, her birinin ağzından/hayatından tarhan çorban laflar edip, karman çorman konulardan bahsedip 29 Nisan’ı çekilir kılacağım. Zira 3 günlük hafta sonuna doğru geri sayım yapılan bir gün ne kadar çekilir olabilir ki?
Kısa Kısa Sorular
Michael Cera şüphesiz süper bir oyuncu. Önümüzdeki on yıl içinde ne tür filmlerde göreceğiz kendisini çok merak ediyorum. Hele bir 40 yıl sonra acaba bir Jack Nicholson olacak mı? Acaba Rolling Stones’u, herhangi bir üyesini kaybetmeden, tekrar izleyebilecek miyim? Yoksa dünya bir devri daha mı kapatacak? Dilli-Dudaklı çağ bitecek mi? Peki her zaman istediğimizi alamasak da çok çalışırsak gerektiği kadarını alabilecek miyiz? Chuck Palahniuk’un son kitabı Snuff, beklentimin altında kaldıysa da, okurken çok mutlu etti? Soru değildi sanki bu? Bu da mı? “Gol değil” demedim dikkat edersen.
Mobil Cihazlar ve Güçler Ayrılığı Sorunsalı
4 yıldır aynı telefonu kullanıyorum. Ondan önce müzik için bir MCD Player, fotoğraf için 1.3MP bir kamera kullanıyordum ki o da 4 sene önce yaklaşık bir 3-4 yaşındaydı. Yeni telefonla süper fotoğraflar çekip, epey uzun süre müzik dinleyebiliyorum. Açıkçası bir öğrenciyken, cebimde tek bir cihaz taşımak inanılmaz rahat geliyordu. Hele tuş kilidi kapalıyken bile cebimden çıkarır çıkarmaz 1 saniyeden az bir süre içinde fotoğraf çekmeye hazır oluşu sayesinde müthiş anlar yakaladım bu kamera ile. Bu düzene de Güçler Birliği diyordum.

Ama sanırım yaş ve değişen gündelik hayat ritüelleri ile cihazlardan beklentiler de değişiyor. Bu değişimle beraber yeni tercihim Güçler Ayrılığı olacak. Açıkçası cep telefonum ile hala onlarca şey yapayım, surf yapayım istemiyorum. Sadece temel olarak gördüğüm işlemleri yapsın abartmasın diyorum; Google Calendar senkronizasyonu, sorunsuz bir gps destekli harita yazılımı olsun. Müzik için ise gözüme Zune’ü kestirdim ve yıl sonunda Avrupa’ya gelmesini beklemeden, ilk ABD ziyaretimde edineceğim bu aleti. Kamera konusunda ise hala kararsızım, profesyönel bir şey mi, yoksa ufak bir aile kamerası mı bilemedim.
Belki siz de kendi mobil elektronik kullanımınızı gözden geçirirsiniz.
Bilgisayar oyunları: NFL Madden
Her ne kadar “Adventure” delisi bir genç olarak büyüdüysem de, malesef günlerce oyun bitirmek, bilmeceleri çözmeye çalışmak işimi tehlikeye etmeden yapabileceğim bir şey değil. Bu durumda kısa bir süre oynayıp devamı olmayan parçalar halinde, araya uzun zaman aralıkları koyarak, oynayabileceğim şeyler öne çıkıyor; aksiyon ya da spor. Aksiyonun da çoklu oyunculu oynama seçenekleri korkutucu bağımlılık yapabildiğinden güvenli opsiyonu seçiyor ve spor oyunları oynuyorum.
Bence en muhteşem sporlardan biri Amerikan Futbolu. Her 15-20 saniye sıfırdan bir Satranç maçı başlıyor. Ofans ve Defans takımları farklı açılışlar yapıyorlar, sonra da top yerden kalkmadan, piyonların dizilşeleri gene büyük stratejik ustalıkla kaydırılıyor; ya da açılış bambaşka bir formasyana dönüşüyor; ve o anda atlar ve filler saldırıyor, vezir bakıyor ve gözlüyor, kaleler surlarını güçlendiriyor, bir kaç saniye içinde kıyamet kopuyor ve diniyor. Ve tekrar, yeni baştan başlıyor satranç. Bir oyun içinde 100 kere bu satranç maçını oynarken, kıyametin koptuğu anda da bir satranç taşının doğru hamleyi yapıyor olduğundan emin olmak gerçekten bir spor oyunun ulaşabileceği en son nokta bence.
HGB Bilim Kurgu’ya Giriş setini 30 kuponsuz ücretsiz yayınlıyorum

1) 2001: A Space Odyssey’in önce kitabı okunacak, sonra filmi izlenecek. Sonra yıllardır orada burda yapılan göndermeler oturulup YouTube’dan tekrar izlenecek (favorilerim arasında The Big Bang Theory’nin bir bölümü de var, the Simpsons’dakiler de efsane düzeyinde)
2) Do Robots Dream of Electric Sheep okunacak sonra da Blade Runner izlenecek. Hiç bir şey anlaşılmazsa forumlardan medet umulabilir.
3) Asimov’un Vakıf serisi okunup, politika’nın güzelliğine hasta olunacak. Bir yandan bu kitap yazılırken başka yerlerde hayali bile olmayan hangi teknolojilerin günümüzde var olduğu düşünülünecek.
Mansiyon) Yıldız Savaşları diye atlanılmayacak, zira kendisi bilim kurgudan ziyade ‘fantazi’dir.
Bu yazının içeriğinde domuz yağı ve gribi bulunmamaktadır. Yine de tedbiri elde bırakmamak adına, okunmadan evvel kaynatılarak içilebilir. Levent Tüter bildiğin nanoteknoloji mühendisidir, ve YouTube Türkiye’de engellendiği sürece ülkeye dönmeyeceğini beyan etmiştir.


(3 oy, ortalama: 3,33) 5 üzerinden 
Her gün farklı bir yazarın kendisi için önemli bir günü anlattığı HerGünBiri.com'a hoşgeldiniz!
