﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Her Gün Biri &#187; Hayat</title>
	<atom:link href="http://www.hergunbiri.com/kategori/hayat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hergunbiri.com</link>
	<description>Çok yazarlı blog</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Apr 2010 21:09:14 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<atom:link rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" />
	<atom:link rel="hub" href="http://superfeedr.com/hubbub" />
			<item>
		<title>Çocuklar Gülsün Diye&#8230;</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/cocuklar-gulsun-diye/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/cocuklar-gulsun-diye/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2010 23:06:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Iren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[ÇGD]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=408</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandır kaç defa denedim yazmayı fakat bir türlü kısmet olmadı. Kısmet bu günmüş. Başlıktan da bir çoğunuz anlamıştır. Ben bilmeyelere, görmeyenlere duyurmak için yazıyorum.

Evet, önümüzde gerçekleştirilmesi gereken bir proje var. Projeyi &#8220;Çocuklar Gülsün Diye&#8221; yapıyoruz. Tabi hemen sahiplendiğime bakmayın aslında bu işin mimarı Gülben ERGEN; veee iş mimardan çıktı, uygulama aşamasında ve benim olduğu gibi artık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zamandır kaç defa denedim yazmayı fakat bir türlü kısmet olmadı. Kısmet bu günmüş. Başlıktan da bir çoğunuz anlamıştır. Ben bilmeyelere, görmeyenlere duyurmak için yazıyorum.</p>
<div style="text-align: center"><img src="http://mustafairen.com/CGD_Destek.jpg" alt=" " width="180" height="147" /></div>
<p>Evet, önümüzde gerçekleştirilmesi gereken bir proje var. Projeyi &#8220;<strong>Çocuklar Gülsün Diye</strong>&#8221; yapıyoruz. Tabi hemen sahiplendiğime bakmayın aslında bu işin mimarı <a href="http://gulbenergen.com/" target="_blank"><strong>Gülben ERGEN</strong></a>; veee iş mimardan çıktı, uygulama aşamasında ve benim olduğu gibi artık öğrendiğinize göre <span style="text-decoration: underline">sizin de gerçekleştirmeniz gereken bir proje</span> (:</p>
<p>Hemen vitamin kısmına geçelim;</p>
<p><strong>Neler yapabilirsiniz ?</strong></p>
<p>Turkcell SMS No: 1234<br />
Vodafone SMS No: 2345</p>
<p>Kampanyamız faturalı hatlar için geçerlidir.</p>
<p>Hesap Adı : Çocuklar Gülsün Diye<br />
Banka : Garanti Bankası<br />
Şube Kodu : 395<br />
TL Hesap No: TR970006200039500006211111<br />
Euro Hesap No: TR540006200039500009011111<br />
Dolar Hesap No: TR270006200039500009011112<br />
Yurtdışı Gönderileri İçin Swift(BIC) Kodu : T.G.B.A.T.R.İ.S.395</p>
<p><strong>Nelere İhtiyaç Var ?</strong></p>
<p>Onu <a href="http://kisayol.mustafairen.com/?id=62" target="_blank">buraya tıklayarak</a> öğrenebilirsiniz.</p>
<p>Projenin yaygınlaşması için ise sitenizde ÇGD logosuna yer verirseniz daha güzel olur sanki&#8230;</p>
<p><a href="http://www.cocuklargulsundiye.org/">www.<strong>CocuklarGulsunDiye</strong>.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/cocuklar-gulsun-diye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2009 neden iyi geçti?</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/2009-neden-iyi-gecti/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/2009-neden-iyi-gecti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jan 2010 12:03:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ibrahim Uzun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Günler]]></category>
		<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[blogging]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[fizik tedavi ve rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[friendfeed]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[mim]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=403</guid>
		<description><![CDATA[Hasan Başusta’nın başlattığı bu mimi hemen sahiplendim. Bloguma başlarken nerdeyim, neler yapmışım kısaca bir bakayım istedim. Aklıma gelen 5 maddeyi hemen yazıyorum.


Üniversiteye başladım. 2008-2009 dönemi üniversitemin ilk yılıydı, sevdiğim bir alanda sevdiğim işi yapmak üzere eğitim almaya başladım. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ne alaka diye soranlara çok alaka diyorum. Benim anahtar kelimem iyileştirmek ve yaptığım her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan Başusta’nın başlattığı bu <a href="http://hasanbasusta.com/2009/12/2009-neden-iyi-gecti/" target="_blank">mimi</a> hemen sahiplendim. Bloguma başlarken nerdeyim, neler yapmışım kısaca bir bakayım istedim. Aklıma gelen 5 maddeyi hemen yazıyorum.</p>
<p><a href="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2010/01/2009-300x160.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-404" title="2009-300x160" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2010/01/2009-300x160.jpg" alt="" width="300" height="160" /></a></p>
<ul>
<li><strong>Üniversiteye başladım.</strong> 2008-2009 dönemi üniversitemin ilk yılıydı, sevdiğim bir alanda sevdiğim işi yapmak üzere eğitim almaya başladım. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ne alaka diye soranlara çok alaka diyorum. Benim anahtar kelimem iyileştirmek ve yaptığım her işte bunu hedefliyorum. Bununla ilgili bir yazıyı önümüzdeki günlerde paylaşacağım.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Sosyal medyayla tanıştım.</strong> Sosyal medya ile olan tanışıklığımız 2009 öncesine dayanıyor ama bu yıl gerçek anlamda sosyal medyayla kaynaşma ve etüt etme imkanı buldum. Bir çok madeni aynı potada eriten ve online hayatı organize etmeye yarayan sosyal medya benim için pek çok köprü oluşturdu.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Yeni insanlarla tanıştım.</strong> Sosyal medyanın beni köprüleri yoluyla ulaştırdığı alanlardan en büyüğü etkinlikler. 2009′da ilgilendiğim bir çok etkinlikten haberdar oldum, bir kısmına katılabildim ama çok şey öğrendim, çok insan tanıdım. İstanbul, Ankara, İzmir buluşmalarına katıldım. 2010′da daha farklı illerde daha çok etkinlikte bulunmayı hedefliyorum. İnsanları tanımayı ve hikayelerini dinlemeyi seviyorum. Bağlantılara inanıyorum.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>İşe başladım.</strong> Esnaf bir ailenin çocuğu olmam nedeniyle küçükken sadece kısa bir dönem maaş ile çalıştım, offline bir işti ve komik bir rakam alıyordum. Online çalışmalarım ise hep proje bazlı, dönemlik çalışmalar oldu. Bir işe girmek, öğrenciyken çalışmak kısa vadeli planlarım arasındaydı. Eylül 2009′da Desnet’te Ömer Ekinci ile çalışmaya başladım. Şimdiden çok doğru bir karar verdiğimi ve şanslı olduğumu düşünüyorum.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Blog yazmaya başladım.</strong> Düzenli güncellediğim ilk web sitemi 2004 yılında açmıştım. 2006 yılında liseye başladıktan sonra MS Live Spaces ile blog tutmaya başladım, daha sonra Blogspot altyapısını kullandım. Dönem dönem farklı isimlerde kişisel bloglarım oldu, bir süre sonra yazmayı bıraktım. Sosyal medyanın henüz popüler olmadığı zamanlarda katıldığım toplantılarda isimden önce blog adresini soruyorlardı, blog yazmıyorum diye cevap verince bir garip oluyordu <img src="http://www.ibrahimuzun.com.tr/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif" alt=":)" /> Neden hala yazmıyorsun, başlamalısın diyenlere de zamanı gelince diyordum. Hayatımı biraz daha düzene soktuğum bu dönemde bu sorumluluğu almanın vaktinin geldiğini düşündüm ve 2009′un son güzelliği olarak blogumu kurdum. Bu yazının tarihi ve aynı zamanda doğum günüm olan 1 Ocak’ı blogumun miladı olarak kabul ediyorum.</li>
</ul>
<p>2009 benim için ümit verici bir yıldı. 2010 ise kesinlikle daha iyi olacak. Hepinize mutlu yıllar diliyorum. Bu mimi paylaşmak istediklerimse <a href="http://blog.erakbas.com/" target="_blank">Mümin</a>, <a href="http://www.gurkanoluc.com/" target="_blank">Gürkan</a>, <a href="http://ogulcan.org/" target="_blank">Oğulcan</a>, <a href="http://kurugurultu.org/" target="_blank">Göksel</a> ve <a href="http://www.yeneryildiz.com/" target="_blank">Yener</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/2009-neden-iyi-gecti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2010/01/2009-300x160.jpg' length='9357'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2010/01/2009-300x160.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Babasızlar&#8221; Günü</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/babasizlar-gunu/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/babasizlar-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 11:25:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nesil Var</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[babalar günü]]></category>
		<category><![CDATA[kaybetmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=395</guid>
		<description><![CDATA[
Kaybetmek&#8230;
Ait olan bir şeyin artık bizde olmaması..
Gitmesi, bırakıp da gitmesi hatta..
Tüm acısı az, tatlı anıları yadigâr kalan nice ışık yolcuları kervanına..
O ışıkta huzura erdikleri düşüncesi tek teselli
Ve avutmayacak sözler gerçeğin ta kendisi..
Candan kopan can parçası, en karşılıksız sevginin tek muhatabı..
Dayanmak zor, alışmaksa mümkün değil..
Sürekli kanayacak bir yaraya nasıl olur da alışılır?
Zaman denilen şu meret var [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-397" title="baba" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/12/baba.jpg" alt="baba" width="198" height="300" /></p>
<p>Kaybetmek&#8230;<br />
Ait olan bir şeyin artık bizde olmaması..<br />
Gitmesi, bırakıp da gitmesi hatta..<br />
Tüm acısı az, tatlı anıları yadigâr kalan nice ışık yolcuları kervanına..<br />
O ışıkta huzura erdikleri düşüncesi tek teselli<br />
Ve avutmayacak sözler gerçeğin ta kendisi..<br />
Candan kopan can parçası, en karşılıksız sevginin tek muhatabı..<br />
Dayanmak zor, alışmaksa mümkün değil..<br />
Sürekli kanayacak bir yaraya nasıl olur da alışılır?<br />
Zaman denilen şu meret var ya, hani hep sövdüğümüz..<br />
Belki derman olur bu defa..<br />
Geçtikçe günler, aylar ve yıllar ışığa yaklaşırız bu defa.<br />
Bekleyenimiz var ne de olsa..<br />
Bu dünyada bırakılan anılarla,<br />
Bize sunulduğu kadarını yaşayıp gitmek var bir zaman sonra…<br />
Fikirler görecelidir, hatta siyaha “beyaz” denmesi son derece olasıdır.<br />
Mutluluk kaynakları ayrıdır, üzüntü sebepleri ise çok farklıdır.<br />
Zevkler, huylar, inançlar, değerler değişir de değişir.<br />
Değişmeyen tek şey ise hayata dair tek gerçeğin , kaçınılmaz nihayetin varlığıdır.<br />
Bazı bazı düşünmüşüzdür; “ben onsuz ne yaparım?” diye..<br />
Ömrümün şahidi var oluş sebebim…<br />
Bir gün beni bırakıp o ışığa gittiğinde kolum kanadım kırılmaz mı?<br />
Sızlamaz mı o sıfatı duyduğum her an yüreğimin en kuytu yeri?<br />
Gölgesinde güven duyduğum, sofrasında huzur bulduğum…<br />
Verdiğin emekleri helal etmene vesileysem en büyük gururum…<br />
Bugün babalar günüymüş neyime, kan damlıyor yüreğime..<br />
Bayramlar bana uğramaz artık.<br />
Avutmaz hiçbir söz, bu kadar katıyken gerçek..<br />
Ben değiştim, an itibariyle bir yanım eksik gönlümse paramparça..<br />
Ben artık eski ben değilim, evladı olduğum baba artık çok uzak diyarlarda…</p>
<p>Ruhun şad olsun… Bekle beni baba…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/babasizlar-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/12/baba.jpg' length='6663'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/12/baba.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Ne istediğini biliyor musun?</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/ne-istedigini-biliyor-musun/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/ne-istedigini-biliyor-musun/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 10:42:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin Sungur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[an]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[ne istiyorsun]]></category>
		<category><![CDATA[Shad Helmstetter]]></category>
		<category><![CDATA[yasam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=393</guid>
		<description><![CDATA[
Yoksa bildiğin neler istemediğin mi?
Yaşlanmak istemiyorum, yorulmak istemiyorum,
Masa başında çalışmak istemiyorum. Trafikte sürünmek istemiyorum.
… / …
Bildiklerim de var. Çok para kazanmak istiyorum, büyük bir şirkette çalışmak istiyorum.
Beğenilmek istiyorum, yükselmek istiyorum.
Merak ettiğim ülkeleri gezmek, yeni insanlar tanımak istiyorum.
… / …
Ben aslında ne istediğimi bilmiyorum.
Neleri sevdiğimi, neleri “en” çok sevdiğimi bilmiyorum.
Neden mutsuzum bilmiyorum.
Neden memnun değilim kendimden ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-394" title="daktilo" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/12/daktilo.jpg" alt="daktilo" width="400" height="267" /></p>
<p>Yoksa bildiğin neler istemediğin mi?</p>
<p>Yaşlanmak istemiyorum, yorulmak istemiyorum,</p>
<p>Masa başında çalışmak istemiyorum. Trafikte sürünmek istemiyorum.</p>
<p><strong>… / …</strong></p>
<p>Bildiklerim de var. Çok para kazanmak istiyorum, büyük bir şirkette çalışmak istiyorum.</p>
<p>Beğenilmek istiyorum, yükselmek istiyorum.</p>
<p>Merak ettiğim ülkeleri gezmek, yeni insanlar tanımak istiyorum.</p>
<p><strong>… / …</strong></p>
<p><strong>Ben aslında ne istediğimi bilmiyorum.</strong></p>
<p>Neleri sevdiğimi, neleri “en” çok sevdiğimi bilmiyorum.</p>
<p>Neden mutsuzum bilmiyorum.</p>
<p>Neden memnun değilim kendimden ve hayatımdan bilmiyorum.</p>
<p>Şimdi ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.</p>
<p>Karnım acıktı, ne yemeliyim, bilmiyorum.</p>
<p>‘Ben kimim?’ bilmiyorum.</p>
<p><strong>… / …</strong></p>
<p><strong>En son ne zaman bir seçim yaptın kendin için? </strong></p>
<p><em>Nereye gidelim?</em> Fark etmez!</p>
<p><em>Ne yapalım?</em> Fark etmez!</p>
<p><em>Kaçta buluşalım?</em> Benim için fark etmez!</p>
<p><em>Çay mı, kahve mi?</em> Bilmem ki? Sen seç!</p>
<p><em>Teşekkür ederim.</em> Değmez.</p>
<p><strong>Ne bu? Neden fark etmiyor? Kimin yaşamı bu?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Böyle olsa?</strong></p>
<p><em>Nereye gidelim?</em> Bugün hava çok güzel, açık hava da oturacağımız bir yerlere gidelim!</p>
<p><em>Ne yapalım?</em> Sinemeya gitmeyi tercih ederim, sen ne dersin?</p>
<p><em>Kaçta buluşalım?</em> Benim için saat 11 uygun, saat 16 da evde olmalıyım. Ne dersin?</p>
<p><em>Çay mı, kahve mi?</em> Hmm, demli bir çay, bir parça limon ile.</p>
<p><em>Teşekkür ederim.</em> Rica ederim, benim için bir keyifti.</p>
<p>Aradaki 7 farkı bulun, hayatınızı değiştirecek ödülü kazanın.</p>
<p>“Yaşamınızı kendi tercihlerinizle yaşamayı seçmek, sahip olabileceğiniz en büyük özgürlüktür.<br />
Yalnızca seçme hakkınızı kullandığınızda, değişme hakkınızı da kullanabilirsiniz.”  <strong>Shad Helmstetter</strong></p>
<p><strong>Bir önerim var</strong></p>
<p>Değerli <strong>bir AN</strong> ayırın kendinize. Yaşadığınız <strong><span style="text-decoration: underline;">her saatin bir dakikasını</span></strong> kendinize ayırın, kendinizi dinleyin, takdir edin ve sevin. Duygularınızı harekete geçirin, sizi etkileyen her şeyi keşfedin ve peşine düşün. Eylemi başlatacak şey yaşadığınız duygunun ta kendisi, sahip çıkın.</p>
<p>Bugün nerdesiniz ve ne yapıyorsunuz? Hangi duygularınız ve seçimleriniz bunu sağladı. İsteklerinizi gerçekleştirmek için, bu istekleri ortaya çıkaran duygularınızı keşfedin, akıl+duygu işbirliği ile seçimlerinizi yapın.</p>
<p>Haydi, şimdi hep birlikte, Sezen Aksu’dan geliyor…</p>
<p><strong>“Farkındayım farkındayım</strong></p>
<p>Kendini seçemiyorsun</p>
<p>Bırakıp kaçamıyorsun</p>
<p>Yazmadığın bir hikâyede</p>
<p>Uzun ya da kısa vadede</p>
<p>Az biraz keşfediyorsun</p>
<p>Farkındayım farkındayım”</p>
<p><strong>Farkımdayım…</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/ne-istedigini-biliyor-musun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/12/daktilo-300x200.jpg' length='19153'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/12/daktilo-300x200.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Gülmek</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/gulmek/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/gulmek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 07:30:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Peksen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[30 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[borges]]></category>
		<category><![CDATA[gülmek]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[simetri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=391</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;İnsanoğlu hayatta o kadar acı çeker ki; canlılar arasında yalnız o, gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır&#8221; demiş Nietzche. İlk yaşlarımı çok hatırlamıyorum, ilkokulda da pek güldüğümü hatırlamam. Muhtemelen 5 yıl üst üste yaptığım sınıf başkanlığının sorumluluğu altında ezildim. Kolay değil tabii ki, 40 kusur öğrenci. O zamanlar siyah podiye vardı ve ben podiyenin ne kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-392" title="gulmek" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/12/gulmek.jpg" alt="gulmek" width="482" height="322" /></p>
<p>&#8220;İnsanoğlu hayatta o kadar acı çeker ki; canlılar arasında yalnız o, gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır&#8221; demiş Nietzche. İlk yaşlarımı çok hatırlamıyorum, ilkokulda da pek güldüğümü hatırlamam. Muhtemelen 5 yıl üst üste yaptığım sınıf başkanlığının sorumluluğu altında ezildim. Kolay değil tabii ki, 40 kusur öğrenci. O zamanlar siyah podiye vardı ve ben podiyenin ne kadar saçma bir kelime olduğunu hiç sorgulamamıştım. Bir de yakaya taktığım kırmızı yuvarlak &#8220;S.B.&#8221;. Allahtan o yaştaki çocuklar politik kavramlardan bihaber de &#8220;Sosyalist Burjuva&#8221; diye takılan çıkmadı <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ortaokula başlayınca benim 5 yıllık saltanatım son buldu. Üzerimden yük kalktı, rahatladım. O yıllarda neye güldüğümü çok hatırlamasam da sınıfta en çok gülenlerden biriydim, hatta öğretmenlerden çok güldüğüm için fırça yerdim, o zamanlar bir boya markasının sloganı olan &#8220;gülen boya&#8221; gibi tatsız tuzsuz bir yakıştırma yapanlar bile olmuştu.</p>
<p>Lisede hiç gülmedim <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Üniversiteye başladığımda gerek yeni bir şehirde yaşamak zorunda kalmam, gerekse o şehrin acayip oluşundan dolayı bulduğum boş zamanlarda yeni meşkaleler edindim. Beceremesem de karikatür çizmeye başladım. Her yaptığım şey gibi bunu da çok ciddiye aldım. Sanki köşem varmış gibi her hafta saatlerce uğraşarak 4-5 karikatür çiziyordum, gereksiz taramalardan kaçınıyordum. O dönem ilginç bir şekilde amatörken profesyonel deformasyon yaşadım <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Tabii ki adının o zamanlar bu olduğunu bilmiyordum, bilsem yapmazdım, yapsam da kimseye adını söylemezdim. Esprileri gösterdiğim arkadaşlardan bazıları gülüp bazıları gülmüyordu. Çok sonraları şöyle bir şey okuyacaktım; &#8220;Mizahla ilgili komik olan şey, herkesin aynı şeyi komik bulmamasıdır&#8221;.</p>
<p>19 yaşındayken tek sayı çıkıp, çoğu bahar şenliklerinde kıçların tozlanmasını engellemek için kullanılacak bir  mizah dergisi çıkardık. Deformasyon daha da artmıştı. O dönemler Leman&#8217;ı çıktığı gün sabahı alır almaz önce Selçuk Erdem&#8217;in köşesini okurdum. Gırgır dergisinin zirve yaptığı yıllara ait sayıları biraz tuzlu fiyatlarla satın alıyor, bu alanda bulabildiğim her şeyi okuyordum. Doğal olarak güldüğüm espri oranı gün geçtikçe azaldı. Mesela Tanrı hiç bir şeye gülmez <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Hele o kelime esprisi yapanlar yok mu onları kızılcık sopasıyla dövesim geliyordu. Ortaokuldaki gülen boya artık gülecek bir şey bulamıyordu. Selçuk Erdem de kendini tekrar etmeye başlamıştı. Ben böyle söyleyince herkes &#8220;adamı tüket sonra burun kıvır&#8221; diye söylenmişlerdi.</p>
<p>Yıllar geçtikçe güldüğüm şey sayısı azalmaya devam etti. Ya o zamanlar absürd tarz yükselişe geçti, ya da ben yavaş yavaş bu tarzı farkettim. Kelime esprileri yerinde yapıldığı zaman da absürd tarzı destekliyordu. Ama olayın en eğlenceli yanı çoğunluğun bu kelime esprilerine hala çok sinirlenir olmasıydı. Onlar sinirledikçe daha eğlenceli olmaya başladı. Diğer taraftan nedenini anlamadığım bir şekilde son 1-2 yıldır tekrar düzenli olarak mizah dergisi alıp, Selçuk Erdem&#8217;in yaptığı işe tekrar hayranlık duymaya başladım. 20 ve 30 yaşlar arasında garip bir simetri oluşmuştu. Aynen Borges&#8217;in &#8220;Kader tekrarlara,çeşitlemelere ve simetriye düşkündür&#8221; sözü gibiydi. Sen çok yaşa Borges, öldün ama yine de çok yaşa.</p>
<p>Bugün 30 yaşımı resmen doldurmuş bulunuyorum, bu yazıyı da ilk 30 yaşıma ithaf ediyorum. Ayrıca ikinci ve üçüncü 30 yılları da kendim yazmayı planlıyorum, dördüncü 30 yılı muhtemelen ben anlatırım torunlardan birisi yazar, bilgisayar kullanıyoruz gözler 100 yaşından sonra az görebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/gulmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/12/gulmek-300x200.jpg' length='9671'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/12/gulmek-300x200.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>YOLUN YARISI – 5&#8230;</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/yolun-yarisi-%e2%80%93-5/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/yolun-yarisi-%e2%80%93-5/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 07:45:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burcu Ergen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[30 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Arkadaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=385</guid>
		<description><![CDATA[“Yaş otuzbeş! Yolun yarısı eder,
Dante gibi ortasındayız ömrün&#8230;”
Tam olarak yolun yarısında olmasam da, oraya beş adım uzakta olduğumu bilmek, az da olsa korkutuyor beni şu an. Ne zaman geçti bu kadar sene diye soruyorum kendime. Eskiden “benden çok büyük” dediğim insanların yaşına gelince anladım aslında bu yaşın o kadar da büyük olmadığını. Tam tersine hayatı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-386" title="resim1" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/11/resim1.jpg" alt="resim1" width="252" height="332" />“Yaş otuzbeş! Yolun yarısı eder,</p>
<p style="text-align: center;">Dante gibi ortasındayız ömrün&#8230;”</p>
<p>Tam olarak yolun yarısında olmasam da, oraya beş adım uzakta olduğumu bilmek, az da olsa korkutuyor beni şu an. Ne zaman geçti bu kadar sene diye soruyorum kendime. Eskiden “benden çok büyük” dediğim insanların yaşına gelince anladım aslında bu yaşın o kadar da büyük olmadığını. Tam tersine hayatı çok daha iyi anlayabildiğim, onu hergün damla damla tüketirken elimden geldiğince tadına varmaya çalıştığım bir süreç bu. O yüzden benim için özel olan bu günde, hayatıma anlam katan kişileri ve kulübü paylaşmak istedim bu blogda.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>AİLE</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-387" title="resim2" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/11/resim2.jpg" alt="resim2" width="392" height="251" /></strong></p>
<p>Minicik bir ailem var benim. Annem, babam ve ben. Herkes gibi ben de ailemi çok seviyorum. Tabiki her zaman, her konuda anlaşmamız mümkün değil ama ben onlar olmadan bir yaşam düşünmek bile istemiyorum. Özellikle annemin yeri bende o kadar ayrıdır ki. Onun verdiği değeri hayatta kimse bana vermez biliyorum. Babam da sever beni elbet ama ana yüreği ayrı, sevgisi ayrı, sarılışı ayrı, bakışı bile ayrı. Allah annemi de babamı da başımdan eksik etmesin. Teyzelerimin ( özellikle 2 tanesinin ) yeri de ayrıdır bende.Teyze anne yarısıdır derler. Gerçekten de bana çok değer veren 2 teyzem var. Emekleri çok büyüktür bende. Aysel ve Fitnat teyzem bitanedir. Onları söylemeden geçemem. Son olarak, sevgili kuzenlerim, Korhan, Kağan abi ve Hakan abi, sizler de değerlisiniz benim için. Sizleri seviyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>ARKADAŞLAR</strong></p>
<p>Arkadaş kelimesi aslında çok açık bir terim. Fazla tanımadığımız ama arada görüştüğümüz, bir şeyler paylaştığımız insanlara da arkadaş diyebiliriz. Ancak benim burda belirteceğim kişiler en yakınımda olan, iyi ve kötü zamanlarımı paylaştığım ve sonuna kadar güvenebileceğim yakın arkadaşlarım. Onların yeri çok ayrı benim için. Küçük de olsa hislerimi onlarla paylaşmak istiyorum burada.</p>
<p><strong>Seden&#8230;</strong>Dostum kelimesini kullandığım hayatımdaki tek kişi. Yaşadığım şu 30 senenin 12&#8217;sinde sen varsın, olmaya da devam edeceksin. Bunun için çok mutluyum. <strong>Sevda&#8230;</strong>Kim demiş facebook boş bir site diye. Onun sayesinde buldum seni. İyi ki de bulmuşum. Sensiz hayatımda bazı renkler eksik kalırdı. <strong>Burcu Yetgin&#8230;</strong>Orta okul-üniversite arası bir boşluk da yaşasak, orta okuldan bana geriye kalan değerli insanlardansın. Umarım hep hayatımda olursun canım arkadaşım. <strong>Sibel&#8230;</strong>Güzel yürekli arkadaşım. Hep yanımdasın, olamadığında da hissettirirsin. İyi ki varsın. Kaybettiğimiz yılların acısını çıkartacağız mutlaka.  <strong>Pınar&#8230;</strong>Az zamanda çok şey paylaştığım değerli insan. Kadere inanan biriyim ve bizi tanıştırdığı için ona minnettarım.  <strong>Toygun&#8230;</strong>Hayatımda en güvendiğim insanların başında geliyorsun ve bu hiç değişmeyecek biliyorum. Aynen dediğin gibi, Semper fi. <strong>Petek&#8230;</strong>Seneler oldu tanışalı. Anılarımız bazılarına göre az da olsa, bir o kadar ağır ve değerliler güzel arkadaşım. <strong>Çağın+Nevzat+Yiğit&#8230;</strong>3 silahşörlerim benim. Şu dünyada değer vermeyi, sevmeyi ve dostluğu bilen sayılı arkadaşlarım. Sizleri unutmam mümkün mü?</p>
<p style="text-align: center;">Bir kıvılcım düşer önce, büyür yavaş yavaş<br />
Bir bakarsın volkan olmuş, yanmışsın arkadaş<br />
Dolduramaz boşluğunu ne ana ne gardaş<br />
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş</p>
<p style="text-align: center;">Ortak olmak her sevince, her derde, kedere<br />
Ve yürümek ömür boyu, beraberce, el ele<br />
Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş<br />
Bir gün gelip, ayrılsak bile seninle arkadaş<br />
(Yollarımız ayrılsa bile seninle arkadaş)</p>
<p style="text-align: center;">Evet arkadaş;kim olduğumu, ne olduğumu<br />
Nerden gelip, nereye gittiğimi sen öğrettin bana<br />
Elimden tutup, karanlıktan aydınlığa sen çıkardın<br />
Bana yürümeyi öğrettin yeniden<br />
El ele ve daima ileriye<br />
Bir gün.<br />
Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile<br />
Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız<br />
Ve aynı yolda yürüdükçe<br />
Gün gelir ellerimiz yine dostça birleşir<br />
Ayrılsak bile kopamayız</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-388" title="resim3" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/11/resim3.jpg" alt="resim3" width="287" height="232" /></p>
<p>İşte hayatıma anlam katan kulüp. Renklerini birlikte gördüğüm her yerde kalbimin daha hızlı atmasını sağlıyor. Çok ayrı bir sevgi, bir aşk bu. Bazı insanların, ne kadar anlatsam da, anlamasını beklemiyorum bu sevgiyi. Ancak konu Galatasaray olunca akan sular duruyor, gözümde herşey siliniyor sanki. Bana, şu zamana kadar yaşadığım en güzel günü bu kulüp yaşattı. O heyecanı canlı canlı stadta yaşamamı sağlayan aileme ne kadar teşekkür etsem azdır. 17 Mayıs 2000, hayatımdan silinemeyecek, harika bir gün oldu.</p>
<p>Yaşadığım her yerde, kullandığım her eşyanın bir köşesinde mutlaka sarı ve kırmızı renkler birliktedir ve bu durum ben ölene dek sürecek. Galatasaraylı olmaktan hep gurur duydum, duymaya da devam edeceğim.</p>
<p><em>İşte böyle benim hayatım. Hayatta değer verdiğin 3 şey nedir diye sorsalar, ailem, arkadaşlarım ve Galatasaray derim. Bir insan daha ne ister ki&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/yolun-yarisi-%e2%80%93-5/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/11/resim1-227x300.jpg' length='20834'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/11/resim1-227x300.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Bizim Cemal</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/bizim-cemal/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/bizim-cemal/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 07:30:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil Firat Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkari]]></category>
		<category><![CDATA[memleket]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksekova]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=384</guid>
		<description><![CDATA[Büyüdüğüm evin bulunduğu apartmana komşu olan bir apartmanın, dairelerinden birinde Cemal derler, bir çocuk otururdu. Börtü böceği eliyle yakalar hepimizi korkuturdu. Abidik gubidik eşyaları birbirine bağlar, yine abidik gubidik icatlar yapardı. Birazcık mucit yapılıydı anlayacağınız. Derken büyüklerimizin büyümesiyle kirlenen ve üstüne bir de bizi büyütünce iyice çığrından çıkan dünya hepimize farklı yollar sundu. Herkes sahibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyüdüğüm evin bulunduğu apartmana komşu olan bir apartmanın, dairelerinden birinde Cemal derler, bir çocuk otururdu. Börtü böceği eliyle yakalar hepimizi korkuturdu. Abidik gubidik eşyaları birbirine bağlar, yine abidik gubidik icatlar yapardı. Birazcık mucit yapılıydı anlayacağınız. Derken büyüklerimizin büyümesiyle kirlenen ve üstüne bir de bizi büyütünce iyice çığrından çıkan dünya hepimize farklı yollar sundu. Herkes sahibi olduğu yoldan ilerledi. Yollar bazı bazı kesişti tabi ama çok da birleşmedi. Aylar yıllar geçti ama küçükken oynadığımız oyunların tadı hep damağımızda kaldı. Yeri geldi o günleri anıp hüzünlendik bile. Ama önümüze çıkan yol ayrımlarında hep farklı taraflara yöneldik. Okullar okuduk. Bazılarımız çalıştık çabaladık. Sonra Cemal&#8217; in yolu Hakkari&#8217; nin Yüksek ova ilçesine düştü. Öyle sanıyorum ki sürekli oradan dönünce neler yapacağını düşünürdü. Önce memleketine dönecek, kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışacak. Eğer başarırsa, gönlünde yatan güzeli bulup evlenecek, çoluk çocuğa karışacak, sonra çocukları da aynı onun geçtiği yollardan geçeceklerdi. Bazı ayrıntılar değişse de bu döngü hep aynı şekilde devam edecekti. Fakat döngüyü oluşturacak olan en önemli halka bir şekilde yerinden çıktı ve döngüyü bozdu.<br />
Gerçi babası &#8220;Vatan sağolsun.&#8221; dedi ama&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/bizim-cemal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevip Sevmeme Lüksü..</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/sevip-sevmeme-luksu/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/sevip-sevmeme-luksu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 07:30:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nesil Var</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[7 tepe]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=381</guid>
		<description><![CDATA[
Hani kimi zaman alıp başımızı gitmek isteriz ya uzak diyarlara…
Metropollere hapsolmuş benliğin özgürlüğe kavuşma isyanıdır bu adeta.
Huzuru ararız tabiat ananın kollarında..
Ah şu rüzgâra karşı çekilen nefesin tazeliği ruhumuza işlese, işlese de gönlümüzün dili hep güzel sözler söylese..
Arındırsak yaşadığımız şehir keşmekeşini ve desek ki: “yaşamak ne güzel şey”..
Ne güzel kalbimizin çarptığı her dakika, ne de güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-380" title="istanbul" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/10/istanbul.jpg" alt="istanbul" width="462" height="298" /></p>
<p style="text-align: left;">Hani kimi zaman alıp başımızı gitmek isteriz ya uzak diyarlara…<br />
Metropollere hapsolmuş benliğin özgürlüğe kavuşma isyanıdır bu adeta.<br />
Huzuru ararız tabiat ananın kollarında..</p>
<p>Ah şu rüzgâra karşı çekilen nefesin tazeliği ruhumuza işlese, işlese de gönlümüzün dili hep güzel sözler söylese..<br />
Arındırsak yaşadığımız şehir keşmekeşini ve desek ki: “yaşamak ne güzel şey”..<br />
Ne güzel kalbimizin çarptığı her dakika, ne de güzel kuşların cıvıltısı, gökyüzü ışıltısı, sıcak ekmek kokusu, semaver fokurtusu ve akşam serinliğinde yolu tutulan evin bacasındaki o güven duygusu..</p>
<p>İnsan sevgisinin düşen rayiçi yaralıyor bizi.<br />
Eskisi gibi gülmüyor yüzler, çağlamıyor gönüller…<br />
Sevgisizlikten mütevellit bir mutsuzluk sarmış bedenleri.<br />
Seviyoruz ya doğayı, özlüyoruz ya yeşilini ve pek tabi oksijeni..<br />
Ondan dem vuruyoruz..Metropolü faili meçhul olmayan bir zanlı ilan ediyoruz..</p>
<p>Oysa pek hayra alamet değildir sevgimiz .<br />
Sevgimizle boğarız en sevdiğimizi..<br />
Yedi tepeli kenti de çok sevmiştik,<br />
Tıpkı yüzyıllardır türlü uygarlığın sevdiği gibi.<br />
Ama sevmek bize zul geliyor.<br />
O nedenle çamura buluyoruz yeri göğü.<br />
Uzak diyarların hayaliyle avunmak daha bir kolay geliyor.<br />
O hayale kavuştuğumuz vakit, ya onu da yerle bir edersek ?</p>
<p>Gökyüzü mavisinin daha zor görüldüğü her an biraz daha yola bakıyor gözümüz.<br />
Biraz daha yola düşmeye niyet ediyoruz ağaçların eksildiği her bir gün..<br />
Ne garip ; bu kenti yıpratan da biz, buna rağmen sevmeme lüksünü kendinde bulan da..<br />
Evvela sevmeyi bir öğrenelim de sonra vazgeçmeye yüzümüz olsun..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/sevip-sevmeme-luksu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya’daki Merkezimiz: Evimiz!</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/dunya%e2%80%99daki-merkezimiz-evimiz/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/dunya%e2%80%99daki-merkezimiz-evimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2009 08:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Asli Gokdere</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Hobi]]></category>
		<category><![CDATA[dekorasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Ev]]></category>
		<category><![CDATA[kumaş]]></category>
		<category><![CDATA[mobilya]]></category>
		<category><![CDATA[renk]]></category>
		<category><![CDATA[stil]]></category>
		<category><![CDATA[yer döşemeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=356</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamımızın büyük bir bölümünü geçirdiğimiz evlerimiz bizi ne kadar yansıtıyor? Bunu sorarken yanlış anlamayın, lüks, masraflı bir şeyden bahsetmiyorum, Mesela kendi adıma konuşmam gerekirse, yoğun bir günün ardından eve gidince ilk başta pratik bir mutfak, hemen arkasından yumuşak bir koltuk ve dinlendirici bir aydınlatma.  Akşam iyi görüntü alabileceğim bir televizyon veya dinleyeceğim müziği pürüzsüz verecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşamımızın büyük bir bölümünü geçirdiğimiz evlerimiz bizi ne kadar yansıtıyor? Bunu sorarken yanlış anlamayın, lüks, masraflı bir şeyden bahsetmiyorum, Mesela kendi adıma konuşmam gerekirse, yoğun bir günün ardından eve gidince ilk başta pratik bir mutfak, hemen arkasından yumuşak bir koltuk ve dinlendirici bir aydınlatma.  Akşam iyi görüntü alabileceğim bir televizyon veya dinleyeceğim müziği pürüzsüz verecek bir ses sistemi de önemli. Tabii bir de ortopedik bir yatak. Sabah uyandığımda kapağını açacağım düzenli, geniş bir elbise dolabı öncelikli ihtiyaçlarım. Bunları uyum içerisinde yerleştirdiğim taktirde evim, yani dünyadaki merkezim, beni yansıtacak şekilde dekore edilmiş oluyor zaten. Bunun için belirli ipuçları, pratik fikirleri ve ince bir organizasyonu yok değil.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-357" title="resim1" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim1.jpg" alt="resim1" width="486" height="352" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-358" title="resim2" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim2.jpg" alt="resim2" width="492" height="320" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-359" title="resim3" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim3.jpg" alt="resim3" width="333" height="400" /><br />
Öncelikle stilinizi seçin. Bu konuda dekorasyon dergilerinden, ilgili internet sitelerinden ya da dekorasyon tarzlarının ve yıllara göre stillerin yer aldığı rehber kitaplardan faydalanabilir ve stilinizin ne olduğuna karar verebilirsiniz. Yalnız stilinizi belirlerken dikkat etmeniz gereken önemli bir ayrıntı evinizin mimari yapısı. Örneğin kır evi mimarisi taşıyan bir mekan için koyu renk modern mobilyalar seçmeniz pek de uygun olmaz. İkinci olarak yapmanız gereken bir dosya edinmek ve dergilerden topladığınız beğendiğiniz, size ilham veren odaların, stillerin, mekanların fotoğraflarını bu dosyada toplamak.  Bu dosya ile birlikte bir adet not defteri, kalem, mezura ya da metreyi de çantanıza attıktan sonra alışveriş için hazırsınız demektir. Ne de olsa her an not almak, ölçüm yapmak zorunda kalabilir ya da o an aklınıza gelen bir fikri not almak içinde kağıt kaleme ihtiyaç duyabilirsiniz. Bu arada dekorasyona başlamadan kendinize bir maliyet listesi çıkartmayı da unutmayın. Bunun için öncelikle dekore edeceğiniz, yenileyeceğiniz alanları belirleyin. Sonrasında telefonla ya da internet vasıtasıyla fiyatlarla ilgili ortalama bilgi edinin. Maliyetiniz başta hesaplayarak daha sonra beklemediğiniz bir fiyatla karşılaşıp yarı yolda kalma riskini ortadan kaldırmış olursunuz. Bütçeniz içinde başka bir çözümde evinizi aşama aşama dekore etmek. Bir liste oluşturur ve bölümlere ayırırsanız uygun ekonomik geliri sağladığınız anda kaldığınız yerden dekore etmeye devam edebilirsiniz.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-360" title="resim4" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim4.jpg" alt="resim4" width="300" height="192" /></p>
<p>Dekore edeceğiniz mekanı ne amaçla kullanacağınızı belirlemelisiniz. Örneğin mutfakta kahvenizi yudumlarken çalışabileceğiniz bir alan olsun isterseniz bu işlevi de göz önünde bulundurarak bir çalışma köşesi planlamanız gerekir. Planınızı oluştururken mutlaka bir kağıda çizin.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-361" title="resim5" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim5.jpg" alt="resim5" width="400" height="400" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-362" title="resim6" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim6.jpg" alt="resim6" width="458" height="299" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-363" title="resim7" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim7.jpg" alt="resim7" width="250" height="250" /> Yer döşemeleri: Gri, beyaz, siyah, bej gibi soğuk renkleri tercih edecekseniz yer döşemesi için seramik karo kullanabilirsiniz. Kır evi tarzından ya da klasik dekorasyondan hoşlanıyorsanız ahşap ideal bir seçim olabilir. Halı ve kilimler eşliğinde ahşap son derece uyumlu olacaktır. Buradaki önemli nokta halının desenidir. Pastel tonların ve düz renklerin hakim olduğu bir mekanı desenli bir halıyla tamamlayabilirsiniz. Desenlerin hakim olduğu bir mekanı ise düz ve natürel renklerdeki bir halı ile tamamlayabilirsiniz.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-364" title="resim8" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim8.jpg" alt="resim8" width="475" height="317" /></p>
<p>Renk: Kullanacağınız renkleri seçerken en kolay yol desenini beğendiğiniz bir kumaş seçmektir. Deseni oluşturan renkleri kumaşın içinden seçerek daha açıklı koyulu desensiz kumaşlarla kompozisyonunuzu tamamlayabilirsiniz. Beyaz ve bej renkleri her renkle kombine edilebileceğinden aralara bu renkleri serpiştirebilirsiniz. Deseninizin içinden seçtiğiniz ana rengi duvarlara ve pencerelerde, ikincil renkleri de halı ve mobilyalarda kullanabilirsiniz. Ana dekoratif öğelerde pastel tonları kullanıp hoşlandınız koyu tonları ise puf, yastık gibi daha ufak dekoratif objelerde tercih edebilirsiniz. Renklerle ilgili faydalı bir bilgi de ana rengi yaklaşık yüzde 60′ına denk gelecek şekilde uygulanıp ikincil rengin yüzde 30, diğer tonlayan renklerinse yüzde 10′a tekabül edecek şekilde kullanılması gerektiği.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-365" title="resim9" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim9.jpg" alt="resim9" width="490" height="511" /></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-366" title="resim10" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim10.jpg" alt="resim10" width="450" height="329" /></p>
<p>Mobilya: Mobilyalarınızı satın alırken mekanın taslağını çizdiğiniz planları mutlaka yanınızda götürün, büyük parçalardan küçüklere doğru bir gidişat izleyin. Ayrıca mobilya seçimi yaparken denge konusuna özellikle dikkat etmeniz gerekir, yani mobilya ölçülerinin mekanın ölçülerine uygun olması gerekiyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-367" title="resim11" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim11.jpg" alt="resim11" width="470" height="314" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-368" title="resim12" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim12.jpg" alt="resim12" width="280" height="280" /></p>
<p>Kumaş: Kullanacağınız kumaş türüne karar verirken de stilinize göre tercih yapmaya özen gösterin. Örneğin klasik stilde en çok kullanılan kumaş türleri deri, tafta ve kadifedir. Sizde bu üç kumaş türünü koltuk, perde, kanepe vr pufunuzda kullanabilirsiniz. Kır evi stilini tercih ediyorsanız da bu stili yansıtan keten ve pamuklu kumaşları da birbiriyle eşleştirerek mekanın çeşitli köşelerine serpiştirebilirsiniz. Mevsimlere göre kumaş tercihinde de bulunabilirsiniz. Örneğin kadife sonbahar, kış; ketense yaz mevsimini çağrıştırır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/dunya%e2%80%99daki-merkezimiz-evimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim1-300x217.jpg' length='20919'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/resim1-300x217.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Bir Öyküdür Yaşananlar &#8220;Anneme&#8221;</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/bir-oykudur-yasananlar-anneme/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/bir-oykudur-yasananlar-anneme/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 07:30:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Renata Medina</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[Cerrahpaşa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=354</guid>
		<description><![CDATA[Hayatın kendisi bir öyküdür gerçeğinden yola çıkarak, yaşanmış bir olayı aktarmak istedim. Fakat her şeyden önce, insanoğlunun yaşadığı duygular kişiye ve ortama göre değişebileceği için, hislerin paylaşımı çok önemli olsa gerek..
Şu an henüz genç sayılacak yaşta olmama rağmen, bazı birtakım yaşanan olaylar, insanı olgunlaştırmakta ve yaşamı daha değerli kılmakta. Bu bağlamda, ifade etmeye çalıştığım, hayatın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın kendisi bir öyküdür gerçeğinden yola çıkarak, yaşanmış bir olayı aktarmak istedim. Fakat her şeyden önce, insanoğlunun yaşadığı duygular kişiye ve ortama göre değişebileceği için, hislerin paylaşımı çok önemli olsa gerek..</p>
<p>Şu an henüz genç sayılacak yaşta olmama rağmen, bazı birtakım yaşanan olaylar, insanı olgunlaştırmakta ve yaşamı daha değerli kılmakta. Bu bağlamda, ifade etmeye çalıştığım, hayatın gerçekten öyküler dizisinden oluştuğuna dair yapmış olduğum bir ön girişti.</p>
<p>Yeni ehliyet aldığım günlerden bir gün, gerçekten henüz bu konuda acemilik yaşadığım bir dönemde, trafiğin hızlı temposuna girmekten korktuğum o sıralarda, önemli ve ciddiyet gerektiren bir haber beni korkusuz ve atak kılmıştı.</p>
<p>Evet, annemin bir ameliyat için hastane’ye yatması gerekiyordu ve bunun aciliyeti pek fazla idi. Kendisi diyabetik’di ve öte yandan ameliyatı için sorun yaratmaması açısından, gerekli tetkiklerin yapılması gerekiyordu. Bu nedenle 1995 yılının, 01 Nisan günü, soğuk bir havada, erken saatlerde, o sevgili arabama, anneciğimin valizini yerleştirerek, ilk defa İstanbul’un o trafik karmaşasına girecek ve belki de hayati bir sınavla, ilk deneyimimi verecektim.</p>
<p>Tam da sırasıydı canım, bu deneyimin derken, hedef Topkapı/ Cerrahpaşa Üniversite Hastanesi idi.</p>
<p>Hayatın acımasızlığını yaşadığım çok çetin ve çelişkili birtakım sıkıntılı günlerden sonra, insanın sevdikleriyle olması, birtakım sevgileri, tatları yaşaması ve hatta sevişleri de minimum düzeyde de olsa paylaşabilmesi çok özel.</p>
<p>İşte, tekrar o sabaha dönecek olursak, kızımı bir gece önceden ablama bırakarak, sağlık açısından kaygıları olan,  o güzel anneme cesaret ve yürek ekleyerek, ürkek ve tedirgin bir şekilde, kırmızı o şipşirin arabamla yola koyulduk. İlk önce emniyet kemerimi bağladım, annemi arka koltuğa yerleştirdim, sonra valizi arkaya bagaja koydum ve ilk defa Boğaziçi Köprüsünden tek başıma otoyola çıkarak hastanenin yolunu tuttuk. İşte ilk, tek hocamsız yola çıkışım ve ilk heyecanımı yenişim. İşte her zamanki gibi bir ilki daha başarmış ve bu ilki hayatıma bir kez daha katmıştım. Bazen bu ilklerden de nefret eder oldum&#8230;. Ama ne yazık ki, her şeyin bir ilki, bir başlangıcı vardır.</p>
<p>Hastane odasına vardık. Anneciğim için hazırlanan oda, önceden pembeye boyanmış, temizlenmiş, tek yatak ve bir refakatçi kanapesinden oluşuyordu.</p>
<p>O an ikimiz baş başa kalmış, duygularımızı frenlemek durumunda anne &#8211; kızı oynuyorduk. Birbirimize yetmeliydik, sağlam, vakur ve dik başlı.</p>
<p>Tüm gün tahliller yapıldı ve sabaha karşı annem ameliyata alınacaktı. Güzel, şefkatli ve çok yönlü anneciğim.. Onu öptüm, sarıldım ve hastanenin o şifa dolu sedyesine yatırarak, onu ameliyathanenin kapısına kadar uğurladım. Tanrı yardımcın olsun annem.. Bu hayatımda yaşadığım, duygularımın derinliklere indiği andı. Çırılçıplak bir beden üzerine giydirilen bir ameliyat cübbesi ve her şeyin olumlu geçmesini dilediğim, bilinmeyene doğru bir geçişti. Yaşamın türlü dramlarından bir tirat ve insan beynindeki o bir saç teli kadar ince olan yaşamsal sır ve de bir o kadar da gel-git’ler sırasında çok kuvvetli olmanın gerekliliği&#8230;</p>
<p>O koskoca hastanede, kalabalık içerisinde, ama yalnız. Yaşamım bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden, odada hastayı bekliyorum, kaloriferler yanmıyor, meğer o gün hastane personeli ve yönetim direnişe geçmiş.</p>
<p>Kimse çalışmak istemiyor, ancak sağlık ekibi çalışıyor, o da zoraki. Uykusuzum, laboratuar kapalı, doktorlar tatilde ve günlerden Cumartesi.</p>
<p>Bir hafta sonu daha ! Dışarıda insanlar ve ben bu hastanede biçare kimsesiz. Baba’dan yoksundum zaten, annemi de kaybedemezdim, o benim için çok önemliydi. Ben de pek tabi ki. Duygularım debeleniyor ve isyan ediyordum. Ben de bir anneydim, duygularım yoğundu ve anneliği çok iyi hissedebiliyordum; çünkü benim de, bana ihtiyaç duyan küçük bir prensesim vardı, o da üzgündü ve dirençli olmam gerekiyordu. Biliyorum, en az benim kadar o da telaş içindeydi. Anneannesini bekliyor ve onun şakalarını, buselerini ve de o nefis reçelli ekmeklerini özlüyordu. Aynı aile ve sıcaklık, tüm yaşanan olumsuzluklara rağmen neşe doluydu. Annem gene eskisi gibi, eve döndüğünde, bize yemek pişirse, kızıma okuldan geldiğinde kahvaltı hazırlasa, portakal suları sıksa, v.s..</p>
<p>İşte tüm bu geçmiş hayallerim ile baş başa iken, yanıma gelen bir hemşire, asık ve nadan suratlı bu genç kadın, on dakika uzaklıkta bulunan Nöbetçi Laboratuara, pet şişelere annemin idrarını doldurmak suretiyle beni göndermekte ve tam bir saat sonra sonucunu kendisine iletmemi istemekte idi. Evet, isyan ediyordum artık. Nerede tıbbi ekipmanlar, nerede yetkililer, nerede bipetler. Ben neredeyim ? Çaresizdim, söyleneni yapmak durumundaydım, sözkonusu olan annemdi.</p>
<p>Hastanedeki bu atmosfer ve yaşanan bu gerilim, hasta olan  annemin de gözünden kaçmıyordu ve bana evimize gidelim artık diyen o sesi hiç kulaklarımdan gitmiyor.</p>
<p>Gün geldi çattı ve sonuçlar alındı. Diyabet yüksek, ameliyat başarılı ve işte evimize döneceğiz. Kabus gibi geçen o dört gece en sonunda bitti.</p>
<p>Aynı güzergahı izleyerek, eve döndük, ama içimde bir coşku ve sevinç, ben de ne bir korku, ne de bir tedirginlik vardı artık. Değme kırk yıllık şoförlere taş çıkarırcasına, eve gelmiştik. Ana kraliçe ile ben evimizdeydik.</p>
<p>Nitekim on beş günlük bir nekahat süresinden sonra, bir akşam üzeri, bana gözlerinin bulanık gördüğünü ve kendisini kötü hissettiğini söyleyen o ses, annemin sonunu hazırlayacağını nereden bilebilirdim ki. O an, insanoğlunun mutluluğu her an dört dörtlük yaşayamayacağı gerçeğiyle bir kez daha yüz yüze gelmiştim.  Acılara katlanmak, göğüs germek gerekiyordu, yaşamsal sıkıntılar bitmiyordu. Ardından bacak ve ayak damarlarındaki o dayanılmaz acılar ve görme tehlikesiyle baş başa kalacağı sıkıntısı ile yaşadığı o telaştan kaynaklanan bunalım dolu günler. Psikolojik destek ve sevgi&#8230; ötesinde  önüne geçilemeyen ilahi adalet.</p>
<p>Bu acımasız günler, üç yıl süresince devam etti. Aynı ruhi panik, benim iç dünyama da yansıdı. Ne yapabilirdim ? bilemiyordum. Sevdiklerimi yitirme korkusu, önce babam, sonra annem. Bu kadar çabuk mu terkedeceklerdi beni ? Oysa, neler düşlemiştim ben.</p>
<p>Dünyaya geliyoruz, eserlerimizi bırakıyoruz kim bilir ve en sonunda nefesimiz tükeniyor ve bir göç yaşanıyor. Ama gerçek olan, bunca zaman sürecinde var olan bu yüce enerji birden bire yok olmamakta ve varlıkları içimizde yaşamaktadır.</p>
<p>03 Eylül 1998 yılı, Perşembe gecesi  o erdemli, güzel annemi artık ebediyen kaybetmiştim. Sessiz ve her zaman dediği gibi, “Birgün ölecek olursam, sakın korkmayın. Sizin çıldırmanızdan, dehşete kapılmanızdan korkuyorum” diyen o sözler, bana tanrının cesaret veren yüce gücünü kanıtladı. Biz iki kadındık o gece, ben ve kızım.</p>
<p>Şimdi yeni bir dönem ve yaşamın yeni bir sayfası açıldı, anneciğim yok artık. Evimden eksilen bir tek oydu, ev şimdi onsuz çok sessiz, o muydu giden yoksa, bir ordu mu eksildi ardından.</p>
<p>Ne kadar yoğun yaşamışız ki, yokluğun böylesi, kalabalığı da beraberinde, bizden alıp kopardı. Önemli olan annem, senin bana bıraktığın bu ahlaklı mirasla, geleceğe umutla bakabilmem. Nur içinde yat anacığım.</p>
<p>Sevgiyle,</p>
<p>Renata Aluf Medina</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/bir-oykudur-yasananlar-anneme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
