﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Her Gün Biri &#187; Hikaye</title>
	<atom:link href="http://www.hergunbiri.com/kategori/hikaye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hergunbiri.com</link>
	<description>Çok yazarlı blog</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Apr 2010 21:09:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
<atom:link rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" />
	<atom:link rel="hub" href="http://superfeedr.com/hubbub" />
			<item>
		<title>Tofi Bulunur</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/tofi-bulunur/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/tofi-bulunur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 22:25:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Demiral</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim]]></category>
		<category><![CDATA[tofi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=334</guid>
		<description><![CDATA[En son odama girdiğimde yerde, tam masamın ayağının dibinde mor bir toka buldum. Bu defa o ağlak tavırları hiç takınmadım, aldım yerden hemen. Kalkarken de ense kökümü vurdum masanın altına. İyi oldu. Kendime geldim tamamen. Hemen kitaplığımın üstten sonuncu rafında bir kutucuk var. Kutucuk dediğim de hani &#8220;jeux d&#8217;enfants&#8221; filmindeki kutu var ya, hah işte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En son odama girdiğimde yerde, tam masamın ayağının dibinde mor bir toka buldum. Bu defa o ağlak tavırları hiç takınmadım, aldım yerden hemen. Kalkarken de ense kökümü vurdum masanın altına. İyi oldu. Kendime geldim tamamen. Hemen kitaplığımın üstten sonuncu rafında bir kutucuk var. Kutucuk dediğim de hani &#8220;jeux d&#8217;enfants&#8221; filmindeki kutu var ya, hah işte onun renklerinde onun boyutlarında bir şey. İçinde bana kalanları saklıyorum. Mor tokayı da oraya koydum. Diğer ufak tefek şeylerin yanına. İnanmayacaksınız belki ama benim bu kutu var ya, sihirli! Evet evet. Hem de öyle el çabukluğu, hokus pokus ya da illüzyon gibi bir şey değil. Gerçekten sihirli. İçine koyduğum her ufak tefek şey, bir dahaki sefer kutunun kapağını açtığımda yok oluyor. Onların yerine 1 adet demir para buluyorum.</p>
<p>Kapının önündeyim. Sağ cebime bakıyorum, anahtar. Sol cebime bakıyorum, telefon. Arka sağ cebime bakıyorum, cüzdan. Arka sol cebime bakıyorum, oh ciğerlere de bayram. Her şey yerli yerinde. Çakmak paketin içindedir zaten, merak etmiyorum bile. Kapının diğer tarafına geçip kapatıyorum evin kapısını. Kilitlemeye gerek yok, güzel bir yerde evim. Zaten kitaplığımın üstten sonuncu rafındaki kutuyu kim ne yapsın? Başlıyorum hızlı hızlı yürümeye. O kadar hızlı yürüyorum ki kan ter içinde kalmışım. Su dökülmüş gibi üzerime, sırılsıklam aşığım yine. Beni gemi sanıp üzerime konmaya çalışan martılardan da kurtulduktan sonra bir dükkandan içeri giriyorum. Söylediğim 2 kelimenin yerlerini değiştirerek selamımı alıyor dükkanın sahibi.</p>
<p>Burda da tofi yokmuş. Ulan nerde peki bu tofi? Bugün gezdiğim bilmem kaçıncı dükkan bu. Bir de biliyorlarmış gibi &#8220;aa daha yeni bitti&#8221; diyorlar en çok o zaman bozuluyorum. &#8220;Yok ama sipariş verirseniz 2 güne kalmaz getirtebiliriz&#8221; diyen biri oldu. Hemen verdim siparişi; &#8220;bana bir tofi&#8221;&#8230;</p>
<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter size-full wp-image-335" title="tofi" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/08/tofi.jpg" alt="tofi" width="450" height="285" /><br />
Koşarak eve döndüm. Yolda açık bir eczane vardı, yara bandı da aldım. Hep düşüyorum hızlı koşarken. Dizim çok kanamadı aslında, ama ellerime taşlar girdi. Kendi kendime güldüm düştükten bir süre sonra. Gören iki taksici ağabey koşturdular hemen &#8220;bir şey var mı birader&#8221; diye, &#8220;valla ben yakından baktım pek bir şey göremedim&#8221; dedim, &#8220;ama isterseniz bir de siz bakın&#8221;. Gülüyorlar ama söylediklerime değil.</p>
<p>Almayı unuttuğum çakmak karşıladı beni kapıdan içeri girer girmez. Eşeğin büyüğü çakmak. Bütün gün bir yandan koştur, bir yandan tofi ara diğer yandan &#8220;pardon ateşinizi alabilir miyim? Çok özür dilerim sigarınızdan yakabilir miyim? Ya çok ayıp olacak ama ateş var mı?&#8221; diye soru yağmuruna tut milleti. Duşun altında saatler geçirmek için hazırlanıyorum yavaş yavaş. Havlum, takunyalarım, terapi yaptığını zanneden vücut şampuanım, kese, ördek&#8230; Martı! Bu ne be? Martılardan biri takip etmiş beni eve kadar. Ördeği bırakıyorum.</p>
<p>İkinci  gün geçmek bilmiyor. Saate bakıyorum, ama saat hiç oralı değil. &#8220;pisst, huoop!&#8221;. Yine sokaklara düşüyorum. Tofi&#8217;yi aramaktan vazgeçmem. Yanımdaki yaşlıca teyze bindiğimiz metronun Levent&#8217;e gittiğini sanarak &#8220;evladım Levent bundan sonraki istasyon mu?&#8221; diyor&#8230; Ah be teyzeciğim. Taksim&#8217;e geldik. Bundan sonraki istasyon nerden baksan 15 dakika önceydi. &#8220;teyzecim yanlış yöne gidiyorsunuz, burada inip karşı tarafa geçin, ilk gelen metroya binin&#8221;. İnanmadı sanırım bana, hiç tepki vermiyor. Dönüp önüne bakıyor teyze. &#8220;Bişey değil&#8230; &#8220;.</p>
<p>Taksim Meydan&#8217;dayım. Herkes orda. Burger King&#8217;in önünde bekleyenlere bakıyorum. Dil çıkartıyorum. Utana sıkıla bana bakmamaya çalışan tipler de var, gülüp geçenler de, dil çıkartıp karşılık verenler de. Kıskandığımı falan sanıyorlar herhalde. Onların sevgilileri var ya. Hem de daha canım cicim aylarındalar ki Burger King&#8217;in önünde bekleşiyorlar birbirlerini. Canlarım benim&#8230; Kıskanıyorum!</p>
<p>Belki gözüm, üzerinde &#8220;tofi bulunur&#8221; yazılı bir kartona takılır diye vitrinleri süze süze ilerliyorum Nevizade’ye. Tramvay ikide bir çan çalıyor bana. Arkama bakmadan yana yana güvercin adımlar atıyorum, vatman amcayı kesiyorum tam yanımdan geçerken. Her seferinde tramvay geçtikten sonra hop diye atlayasım geliyor o arkadaki basamaklara. Ama hep dolu. &#8220;kayın lan, kaç kenara&#8230; &#8221; dedim bir keresinde çocuklara. &#8220;abi manyak mısın? Adam gibi duraktan binsene&#8221; dediler. Adam gibi bir durak bulamıyorum ki ben! Aman zaten kliması da yok bunun.</p>
<p>Nevizade&#8217;de teraslı bir mekana oturuyorum. Püfür püfür. Bardak buz gibi. Tutunca, elime batan taşların bıraktığı ince çizgiler sızlıyor. 4. bardaktan sonra sızı elimden girip bileğime, ordan koluma, ordan da kalbime yürüyor. Arkadaşlarım bir şeyler anlatıyor ama duyamıyorum. O kadar çok gürültü var ki kalbimde. Sızladıkça başka bir parça çalıyor. Mesela şu anda &#8220;yine mi güzeliz, yine mi çiçek&#8221;. Ne güzelim ne de çiçek&#8230; Tofi arıyorum ben.</p>
<p>Bu sabah güneş benim odama da giriyor. Rüzgar da girsin biraz diye perdeleri açıyorum. Bu perdeleri bir ara yıkamak lazım ama asması var bir de. Aman boşver. Tıraş oluyorum, suratımdaki kısa küçük kıllar pıtır pıtır dökülüyor lavaboya. Duşa girip çıkıyorum, martıyı salıyorum artık gitsin diye. En başta biraz nazlanıyor, &#8220;seni sevmiyorum artık, git burdan, defol&#8221; diyorum yalandan. Lassie&#8217;de görmüştüm, işe yarıyor. O uçup giderken benim gözlerim doluyor. Dişlerimi de parlattıktan sonra en ütülü gömleğimi giyiyorum, bir de kıyak pantolon çekiyorum altıma. Akşamdan boyamıştım zaten siyah pabuçlarımı. Kravatımı bağlayıp bu defa son düğmeyi de ilikliyorum. Tam kitabına uygun.</p>
<p>…</p>
<p>&#8220;Bugün gelmemi söylemiştiniz, geldi mi acaba tofi?&#8221;</p>
<p>Aptalca bir umuttu zaten. Gittiğinden beri kaçıncı bu. Madem &#8220;tofi diye bir şey hiç duymadınız&#8221; neden beni kandırıyorsunuz? İşte elimde parası. Her şey hazır. Bana tek lazım olan sadece tofi. Neden hiçbir yerde bulamıyorum bu tofiyi ben?</p>
<p>…</p>
<p>Bana hep tofi derdi mor tokanın sahibi. Mor toka, beyaz toka, sarı saç bandı, sedef bilezik, saçlarını ördüğü renkli yünler, en sevdiği kinder sürpriz yumurta oyuncağı, beraber yaptığımız hamurdan yaratık, tofiyle pufi yani penguenlerimiz, yüzükler, küpeler&#8230; O kadar aceleyle çıktı ki hayatımdan, durdurmak istemedim. Kutumu salladığımda artık ses duyamaz oldum. Hep tofi derdi bana kitaplığımın üstten sonuncu rafında duran kutunun içindekilerin sahibi. İstediği her şeyi verdim ona. İsteyemediklerini bile. O bana hep tofi derdi. Ben de ona tofi bulmak için aldım avuçlarımın içine kutudakileri. İstediği tofiyi alabilmek için&#8230; Bulamadım!</p>
<p><em>Görsel kaynak: infokioscos.com.ar</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/tofi-bulunur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/08/tofi-300x190.jpg' length='20420'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/08/tofi-300x190.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Bir kadın ve bir adam</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/bir-kadin-ve-bir-adam/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/bir-kadin-ve-bir-adam/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2009 13:35:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cankiz Onur Kum</dc:creator>
				<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=290</guid>
		<description><![CDATA[Bundan 33 yıl, 9 ay ve birkaç gün önce genç bir kadın Pakize Terzi Doğum Kliniği&#8217;nin bir türlü devreye giremeyen jeneratörlerini bekleyemeyip, kendini merdivenlerden doğumhaneye zor atar. Güç bela ulaştığı doğumhane sedyesine uzanmasıyla topalak bir kız çocuğunu dünyaya getirmesi bir olur. Temmuz sıcağında, öğle vakti, üstelik de sevdiği adam uzaklardayken kucağına verdikleri kırmızı şebek suratla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan 33 yıl, 9 ay ve birkaç gün önce genç bir kadın Pakize Terzi Doğum Kliniği&#8217;nin bir türlü devreye giremeyen jeneratörlerini bekleyemeyip, kendini merdivenlerden doğumhaneye zor atar. Güç bela ulaştığı doğumhane sedyesine uzanmasıyla topalak bir kız çocuğunu dünyaya getirmesi bir olur.</p>
<p style="text-align: center"><img class="alignnone size-full wp-image-291" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/07/n566354476_282955_490.jpg" alt="annem" width="465" height="604" /><img class="size-full wp-image-292 aligncenter" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/07/n701156160_594940_2935.jpg" alt="n701156160_594940_2935" width="462" height="604" /></p>
<p>Temmuz sıcağında, öğle vakti, üstelik de sevdiği adam uzaklardayken kucağına verdikleri kırmızı şebek suratla ilk o gün tanışırlar.</p>
<p>Aslında hikayemiz bundan çok daha öncesin uzanır. Taa esas kızın 15, esas oğlan&#8217;ın 16 yaşında yeni ergen oldukları 1960&#8242;lı yılların sonlarına.</p>
<p>Gençkızın doktor babasının küçük bir Karadeniz kentine tayine çıkar ve yeni yerleştikleri o küçük kentte hayat ona en büyük süprizini aşkla yapar. Hem de ilk aşk.</p>
<p>Delikanlı da ilkokuldan sonra büyük şehirde iyi bir okul kazanmış ve böylece o çok sevdiği Karadeniz kentine artık sadece tatillerde gidermiş.</p>
<p>Yine bir sömestr tatilinde Aşıklar Caddesi&#8217;nde turlayan kahramanlarımız ilk defa karşılaşırlar.  Feleğin muzipliğine bakın ki, caddenin ismiyle doğru orantılı olarak kahramanlarımızın yüreğine düşen aşk onları da o caddenin ahalisi arasına daha ilk günden sokar.</p>
<p>Onlu yaşlarda başlayan büyük aşk, değiştirilen kentler ve hatta ülkelerin dahi sınırlarını dinlememiş yıllarca devam etmiştir.</p>
<p>Onların aşkları dillere destan ve tüm kem gözlere inat olarak kah mektuplarla, kah gözyaşlarıyla, kah sevinçlerle yıllarca sürer.</p>
<p>Sonunda tüm engelleri aşar,  evlenirler  ve esas kızımız, daha bebeği rahmine düşer düşmez, esas oğlana sarılır ve;</p>
<p>&#8220;Biliyor musun bir bebeğimiz olacak, hissediyorum&#8221; der.</p>
<p>Esas oğlan gülümser ve;</p>
<p>&#8220;Senin canından olan her şey canımdır. Demek bir bebeğimiz olacak?&#8221; der.</p>
<p>Bunun üzerinde genç kadın, bebeğin kız olacağını da söyler ve daha o gün bebeklerinin adını CANKIZ koymaya karar verirler. Bir daha da isim konusunda kimseye laf söyletmezler. O kadar eminlerdir ki kız bebekleri olacağından, erkek olma olasılığını bile görmezden gelirler.</p>
<p>Nitekim genç kadın sezgilerinde haklıdır. O Temmuz sıcağında kucağına verdikleri pembiş bebek kızdır ve  adı da CANKIZ olur.</p>
<p>Şimdi bu satırların yazarı da tahmin edebileceğiniz gibi o şabalak suratın ta kendisidir.</p>
<p>Evet, bugün benim doğum günüm ama asıl kutlanması gereken annem ve babam. Sanırım dünyanın en şanslı çocuklarından biri oldum hep. Birbirlerine hala ilk günkü gibi aşık bir ebeveynin çocuğu olmaktan, o aşkla beslenmekten ve onların mayasıyla yoğrulmaktan gurur duyuyorum.</p>
<p>Sizi seviyorum gençler <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' />  İyi varsınız, iyi ki beni yaptınız. Asıl sizin doğum gününüz kutlu olsun!</p>
<p style="text-align: center"> <img class="size-full wp-image-293   aligncenter" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/07/bebecan.jpg" alt="bebecan" width="235" height="348" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/bir-kadin-ve-bir-adam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/07/n566354476_282955_490-230x300.jpg' length='17071'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/07/n566354476_282955_490-230x300.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Aynı anda doğan iki çocuğun hikayesi</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/ayni-anda-dogan-iki-cocugun-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/ayni-anda-dogan-iki-cocugun-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 07:28:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil Firat Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Günler]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[Şu an, tam da bu dakikada bir çocuk doğdu zenginlik içine. Hastanedeki özel odasında yatan annesinin yanına saatler sonra götürülecekti. Şu an, tam da bu dakikada bir çocuk doğdu sefalet içine. Hamileliği sırasınca iyice beslenemeyen annesinin yanında yatıyor çırılçıplak. İki çocuk da aynı duyguları paylaşıyor. Şaşkınlar ve ağlıyorlar. İki anne de aynı sevgiyi besliyor çocuklarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şu an, tam da bu dakikada bir çocuk doğdu zenginlik içine. Hastanedeki özel odasında yatan annesinin yanına saatler sonra götürülecekti.</p>
<p>Şu an, tam da bu dakikada bir çocuk doğdu sefalet içine. Hamileliği sırasınca iyice beslenemeyen annesinin yanında yatıyor çırılçıplak.</p>
<p>İki çocuk da aynı duyguları paylaşıyor. Şaşkınlar ve ağlıyorlar.</p>
<p>İki anne de aynı sevgiyi besliyor çocuklarına karşı.</p>
<p>Annelerden biri çoktan hayallere daldı bile. Şimdiden çocuğunun geleceğini kabaca tasarladı. Hangi okullarda okuyacağını, nasıl biriyle evleneceğini düşündü. Düğününü düşündü. Hatta torununu bile düşündü. Diğer anne de aynı anda hayallere daldı. Acaba yavrusu büyüyebilecek miydi bir kurşuna kurban gitmeden, kötü işlere bulaşmak zorunda kalmadan ve ya amansız bir hastalığın pençesinde kıvranmadan? Fakat birden çok ileri gittiğini farketti. Acaba memelerinden süt akacak mıydı yeni doğan bebeğinin ağzına? Yoksa bebeği, ilk sütünü ememeden hayata yenik mi düşecekti?</p>
<p>İki annenin de çok fazla ağrısı vardı. Annelerden biri alamadığı ağrı kesicinin etkisiyle bayıldı.</p>
<p>Bir müddet sonra iki bebek de açlıklarını belli etmek için ağlayacaklar. Özel hastanenin bakımlı hemşireleri çocuklardan birini, emzirmesi için annesinin yanına getirecek. Diğer tarafta ise, kabilenin kadınları, bayılan anneyi, çocuğunu emzirsin diye ayıltmaya çalışacaklar. Fakat kadıncağızın memelerinden süt akmayacak büyük ihtimalle. Sonra bebeğini, belki bir kereye mahsus olmak üzere, kabiledeki başka bir kadın emzirecek.</p>
<p>Annelerden biri çocuğu doyduktan sonra ona iyice sarılarak; kocasının, sırf bugün için ve onlarca çocuğu doyurabilecek kadar paraya aldığı kameraya poz verecek. Diğer anne ise kucağındaki çırılçıplak bebeğine sarılarak, onu, ölüm saçan sineklerden korumaya çalışacak.</p>
<p>Derken yıllar geçecek ve çocuklar büyüyecek. Aynı anda doğan bu iki çocuk, belki de şans hariç bir çok alanda ortak olacak. Mesela ikisi de baba mesleklerini sürdürecek. Birisi annesinin doğduğu gün hayalini kurduğu okuldan mezun olup hayatına bir avukat olarak devam edecek. Diğeri ise; yıllar önce kaçırılan babasının zorla çalıştırıldığı nehrin kenarında, babasıyla aynı işi yapacak, elmas toplayacaktı. Bir gün güzel bir parça elmas bulacak ve bu elmas el değiştire değiştire; diğer çocuğun, sevgilisine evlenme teklif etmek üzere hazırladığı sürprizin baş konuğu olacaktı. Tabi ki sevgilisi bu teklifi kabul edecek, ve annenin öngördüğü üzere, ihtişamlı bir düğünle evleneceklerdi. Ve diğer çocukla aynı gün bir hastanede bulacaklardı kendilerini. Biri, yeni doğan bebeğini kucağına alacak, diğeri ise kesilen bacaklarından dolayı bir daha yürüyemeyecekti. Tırnaklarıyla kazıyıp çıkardığı elmasların, kaç kişiyi mutlu ettiğini ve o elmaslar sayesinde kurulan evliliklerin meyveleri olan bir çok çocuğun, biraz da onun sayesinde,  hayata gözlerini açacağını bilse mutlu olurdu belki ama o, ne bu haberleri alabilecek kadar ne de kendi çocuğunu kucağına alıp sevebilecek kadar uzun yaşayamayacaktı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/ayni-anda-dogan-iki-cocugun-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamanın Eli Değdi Bize</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/zamanin-eli-degdi-bize/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/zamanin-eli-degdi-bize/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2009 11:32:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali</dc:creator>
				<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Günler]]></category>
		<category><![CDATA[Haziran]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı şarap]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=210</guid>
		<description><![CDATA[İnsanların hayatını değiştiren özel günler vardır&#8230; İşte böyle bir gün de benim hayatımda. Bundan tam da 10958 gün önce, sıcak bir Haziran gününün yedisinde, saat öğlen 12:20 sularında, güzel ülkemin bir zamanlar daha da güzel olan şehri Ankara&#8217;da bir hastanede, bir ağlama sesiyle başlayan bir hayat; kim derdi ki bu tarihten neredeyse 23 sene sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların hayatını değiştiren özel günler vardır&#8230; İşte böyle bir gün de benim hayatımda.</p>
<p>Bundan tam da 10958 gün önce, sıcak bir Haziran gününün yedisinde, saat öğlen 12:20 sularında, güzel ülkemin bir zamanlar daha da güzel olan şehri Ankara&#8217;da bir hastanede, bir ağlama sesiyle başlayan bir hayat; kim derdi ki bu tarihten neredeyse 23 sene sonra benim hayatımı bir daha geri dönülmeyecek şekilde değiştirecek!</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-211" title="7haziran_resim1" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/06/7haziran_resim1.jpg" alt="7haziran_resim1" width="317" height="368" /></p>
<p>Soğuğuna alıştığımız Mart ayının sonlarına doğru, bundan tam 2628 gün önce, Mart&#8217;ın o soğuğuna inat güneşli bir günün sabahında hayatıma giren kavuniçi renk, belki de kendimi bildim bileli üşüyen ben&#8217;im, bir daha üşümemem için bu kadar sıcaktı.</p>
<p>İnsanların hayatını değiştiren bazı günler vardır&#8230; Bundan tam da 1290 gün önce&#8230; Bu kez ilkbahar değil bir sonbaharın son günlerinde o kavuniçi renge “gitme” diyememenin verdiği pişmanlıkla geçen 1290 gün! Bazen insan elindekinin değerini kaybedince anlarmış&#8230;</p>
<p>Şimdi; geçen 2628 güne, arada bulunan binlerce kilometreye ve uzun ayrılıklara rağmen hayatımı değiştiren kavuniçine, bir de limonun ekşisine, bir de kırmızı şaraba, bir de yaşlandığımda elimden tutmasını, yanımda olmasını istediğim tek kadına, bir de aradan geçen bunca zamana&#8230; bir de eda&#8217;ya, bir de güneşli bahar sabahlarına&#8230;</p>
<p>bir ömür bitmeyecek bir sevgiyle, aşkla&#8230;</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-212" title="7haziran_resim2" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/06/7haziran_resim2.jpg" alt="7haziran_resim2" width="463" height="527" /></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>bir alıntı</strong></p>
<p><em>“Ağlardık. Göz yaşlarımızı dışarı taşırmazdık. Sessizce içimize akardı. Yabancılığımız belki bundandı&#8230; Birikmiş tuzlu suların en dibinde ruhlarımızı yıkardık. Ve kendimizden en kolay göz yaşlarımızın üzerinden kaçardık. Sessiz hıçkırıklara yelken basardık. Yanaklarına süzülen yaşları titrek mum alevleri aydınlatırdı.</em></p>
<p><em>Sonra susardık. Zaten çok fazla konuşmazdık. Konuştuğumuzda neden sustuğumuzu suçluların telaşıyla birbirimize sorardık. Susuldu mu, dolu dolu susulurdu. Kimi anlar sessizliklerimizde yatıya kalırdık.</em></p>
<p><em>O karanlıklar hiç aydınlanmadı.</em></p>
<p><em>Ve kaçardık. Kendimize yakalanmazdık. Yakalamak için çaba da harcamazdık. Yalnızlığımızı yalnızca kendimizle paylaşırdık. Birbirimizi ilk gördüğümüz anda, daha önce rastladığımızı ve daha sonra karşılaşacağımızı anlamıştık. </em></p>
<p><em>En iyi yapabildiğimiz birbirimizden kaçmaktı.</em></p>
<p><em>Başardık. </em></p>
<p><em>Hep kızgındık. Kırgınlıklarımızı özenle saklardık. Şeffaf örtülerin ardından gözlerimize bakamazdık. Hayat işte böyle ertelenirdi. Oysa çözülür sanılan düğümlerin üzerine hep yenileri eklendi. Ben seni bir kol saati gibi kolumda taşıdım, sen yelkovanı kovalayan akrebe takıldın</em></p>
<p><em>Anlatamazdık, anlatamadık da&#8230; Anlatılamayan uzaklıklardık. Bir şişenin içinde denize bırakılmış yardım mesajlarıydık. Dalgaların arasında kendimize bir yol aradık. Muhteşem fırtınaları, aydınlık yağmurları ve bir okyanusta batan güneşin ardından yaşanan o muhteşem anları kimseyle paylaşamadık. Oysa umudu hep içimizde yaşattık. Her görünen kayalık, ulaşılamaz büyük kıtalardı. Halimize köpek balıkları gülümser, yunuslar ağlardı. Biz açıkçası büyük kıtalar aramanın büyüsüne aldandık. Ardını görmediğimiz kıyıları ararken şişenin içinde yazılı mesaja bakamadık. Peki, şimdi bak bakalım sonunda ne yaptık? </em></p>
<p><em>Bir kıyıya ulaşamadın, ulaşamadım. </em></p>
<p><em>Taşıdığımız mesajlar ve biz.. Her birimiz&#8230; Kendi şişesinde mahsur kaldı. </em></p>
<p><em>Oysa ortada ne bir harita vardı, ne de işaret taşları&#8230; Bizim asıl bulamadığımız, koskoca yalnız bir çınar, koyu sarı bir sonbahar, bir de ondan geriye kalan dökülmüş yapraklar &#8211; dı&#8230;</em></p>
<p><em>Ben, sen</em></p>
<p><em>yanıldık.</em></p>
<p><em>İsimsiz mektupları yanlış adreslere yolladık.”</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/zamanin-eli-degdi-bize/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/06/7haziran_resim1-258x300.jpg' length='26081'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/06/7haziran_resim1-258x300.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>ULEN MURPHY, YAPTIN YİNE YAPACAĞINI!</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/ulen-murphy-yaptin-yine-yapacagini/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/ulen-murphy-yaptin-yine-yapacagini/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2009 12:30:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Omer Karapinar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Angelina Jolie]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Günü]]></category>
		<category><![CDATA[İbn-i Sina]]></category>
		<category><![CDATA[Murphy]]></category>
		<category><![CDATA[Murphy Yasası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=209</guid>
		<description><![CDATA[2 gün önce 4 haziran&#8217;ı kendime rezerve ettiğimle ilgili bilgi geldiğinde hemen google&#8217;ı açıp o gün neler olmuş genel olarak bakmış, “ ohh Angelina Jolie’nin doğum günüymüş, İbn-i Sina da doğmuş, sonraki gün de Dünya Çevre Günü imiş, ohh hepsini çorba eder güldüre güldüre okutacak bir şey çıkartırım ortaya” demiştim. Gelin görün ki 3 Haziran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2 gün önce 4 haziran&#8217;ı kendime rezerve ettiğimle ilgili bilgi geldiğinde hemen google&#8217;ı açıp o gün neler olmuş genel olarak bakmış, “ ohh Angelina Jolie’nin doğum günüymüş, İbn-i Sina da doğmuş, sonraki gün de Dünya Çevre Günü imiş, ohh hepsini çorba eder güldüre güldüre okutacak bir şey çıkartırım ortaya” demiştim. Gelin görün ki 3 Haziran akşamı çok uzun zamandır olmadığım kadar keyifsiz bir haldeydim. Tam da ne güzel planlar yapmıştım, “Angelina Jolie gibiler çevremde doğsun, çevremi de korurum, Angelinaları da” diye iğrenç geyikler bile yapacaktım <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' />  Terslik işte tam da olmadık zamanda keyfim kaçmıştı. O anda dedim kendi kendime : “Ulen Murphy, yaptın yine yapacağını!” Hep derler ya en olmadık zamanda olmadık şeyler başa gelirmiş, işte o şekilde bir durum vardı. “Madem öyle dur bakalım Murphy Yasası ve diğer benzer yasalar neleri öğütlemiş?” dedim biraz elimdeki bir kitap biraz da “guugıl” amca sağ olsun şöyle bir şeyleri listeleyiverdim, okuyup feyz alın da bir faydam dokunsun şu insanlığa;<br />
Buyurun şöyle madde madde yazalım; (aslında Madde Bağımlısı’na mükemmel giderdi bu yazı da neyse kısmet buranınmış <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' />  )</p>
<p>-    Eğer kendiniz iyi hissediyorsanız üzülmeyin geçer<br />
-    Kötüye giden her şey kendi haline bıraktığınızda, daha da kötüye gider.<br />
-    Ne zaman bir şey yapmaya kalkışsanız ondan önce yapılması gereken başka bir şey çıkar.<br />
-    Bir şeyler hiçbir şekilde kötüleşemeyecek gibiyse, kötüleşecektir.<br />
-    Her şey çok iyi gidiyormuş gibiyse, bir şeyi gözden kaçırmışsınızdır.<br />
-    Bir şeyi kimsenin yanlış anlamayacağı kadar net bir şekilde açıklasanız bile, mutlaka yanlış anlayan biri çıkacaktır.<br />
-    Eğer deney başarılı olduysa bir şey yanlış yapılmış demektir.<br />
-    Deneyler tekrarlanabilir olmalı ki- hepsi aynı şekilde başarısızlığa uğrasın.<br />
-    Kestirme iki nokta arasındaki en uzak mesafedir.<br />
-    Satın alınmış bir parça ya da alet işlevini yapabilir uzun süre, sadece yaklaşan teftiş zamanı kadar uzun süre…<br />
-    Teslim tarihi ile ilgili verilen bütün sözleri 2 çarpanıyla çarpmak gerekir.<br />
-    Üreticilerin beyan ettikleri performans özellikleri 0,5 çarpanıyla çarpılmalıdır.<br />
-    Satıcıların performans iddiaları 0,25 çarpanı ile çarpılmalıdır.<br />
-    Bir eşyayı satın alırken ne kadar zaman harcadığınız ya da pazarlık ettiğinizin önemi yoktur, çünkü nasıl olsa satın aldıktan sonra o başka bir yerlerde çok daha ucuza satılıyor olacaktır.<br />
-    Bindiğiniz uçak gecikmeliyse, aktarma yapacağınız uçak tam zamanında varmıştır.<br />
-    Kucağınızda uykuya dalmış kediniz bütün sevimliliğiyle mutlu mutlu uyurken, aniden tuvalete gitmeniz gerekir.<br />
-    Diğer şerit daha hızlı akar.<br />
-    Tasarımlarda değişiklik yapılması gerektiği bilgisi, tasarımcıya planlar tamamlandıktan sonra, ama sadece tamamlandıktan hemen sonra geçilir. ( daha şimdi söylüyorlar yasası)<br />
-    İnsan güvenilirliğine dayalı hiçbir sistem güvenilir değildir.<br />
-    Proje grupları haftalık ilerleme raporlarından nefret eder, çünkü bu raporlar her hangi bir ilerlemenin olmadığını gün ışığına çıkartır.<br />
-    Düşecek olan daima en lezzetli parçadır.<br />
-    Makinelerin güvenilirliği onunla ilgilenenlerin sayısı ve önemi ile ters orantılıdır.<br />
-    Başarılı bir deneyi asla tekrar etmeyin.<br />
-    Süper yetenek yeteneksizlikten daha fazla tepki çeker.<br />
-    Otorite en yeteneksizleri görevlendirmeye bakar.<br />
-    İkna edemezseniz kafalarını karıştırın.<br />
-    İşin yüzde doksanı zamanın yüzde doksanını alırken, kalan yüzde on diğer yüzde doksanını alır.<br />
-    Tek saati olan insan saatin kaç olduğunu bilir. İki saati olan saatin kaç olduğundan asla emin olmaz.<br />
-    Enayilerin paralarının kendilerinde kalmasına izin vermek ahlaki açıdan yanlıştır<br />
-    Dostlar gelir gider ama düşmanlar çoğalır.<br />
-    Bir düşman kazanmak isterseniz birisine iyilik edin.<br />
-    Eğer birkaç ay içerisinde sadece 3 tane kayda değer sosyal olay olacaksa hepsi aynı gece yaşanır.<br />
-    Doğadaki mükemmel olmayan tek şey insan ırkıdır.</p>
<p>Böyle demiş bir sürü bilirkişi. Bunların her birini kulağınıza küpe edin bu kıyağımı da unutmayın sakın <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> ) Gönül isterdi ki kafamdaki o pek geyik yaklaşımlarla bu günü doldurmuş olaydım, ama ah şu Murphy yok mu Murphy hep onun yüzünden.</p>
<p>Vallaha ben yapmadım Micky yaptı, pardon Murphy yaptı <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/ulen-murphy-yaptin-yine-yapacagini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Günü&#8230;</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/dogum-gunu/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/dogum-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 13:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Ozduden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[iş]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Günler]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=198</guid>
		<description><![CDATA[insan doğduğu gün mü yaşamaya başlar yoksa bir annenin rahmine düştüğü anda mı? Bence insan bir insanın kalbine düştüğü anda hayat bulur can bulur. İnsan olduğunu ,yaşamaya değer olduğunu başka insanların kalbinde edindiği yerle anlar onunla yaşar&#8230;Düşünsenize segiliniz tarafından sevilmediğinizi, annenizin sizi sevmeden büyüttüğünü, babanızın sizi gözleriyle korumadığını, kardeşlerinizin sizi içine almadıkları, en yakın arkadaşınızın kalbinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img class="aligncenter size-full wp-image-199" title="Hareketli Resim" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/hareketli_resim_29.gif" alt="Hareketli Resim" width="491" height="521" /></div>
<div>insan doğduğu gün mü yaşamaya başlar yoksa bir annenin rahmine düştüğü anda mı? Bence insan bir insanın kalbine düştüğü anda hayat bulur can bulur. İnsan olduğunu ,yaşamaya değer olduğunu başka insanların kalbinde edindiği yerle anlar onunla yaşar&#8230;Düşünsenize segiliniz tarafından sevilmediğinizi, annenizin sizi sevmeden büyüttüğünü, babanızın sizi gözleriyle korumadığını, kardeşlerinizin sizi içine almadıkları, en yakın arkadaşınızın kalbinde bütün kapıların  kapalı olduğunu&#8230;Eğer bunlardan hepsi hayatınızda var ise kendinize çeki düzen verme vakti gelmedi mi sizce? Bırakın başkaları zorbalıkla yaşamaya çalışsın ençok hatırlananar en çok sevilenlerdir.Kapıları zorlayın; hayatın sevgiyle başladığını daima hatırlayın ve kimseyi horlamayın; sizinle can bulmaya ihtiyacı olan insanlar mutlaka vardır lütfen hayata bir nefes de siz katın. Hayat kalp çarpıntısıyla başlar ve başka kalplerin ona eşlik ettiğini bilerek hayata tempo tutar  ki eksilen her kalp hayatınızı yavaşlatır temponuzu bozar.İnsanın kalbinde bulunan o yüce varlık temponuzu hiç düşürmesin ve hep hayatta var olun siz bu dünyada olsanız da olmasanızda&#8230;</div>
<div></div>
<div></div>
<div>bugün annesinin kalbine düşen canım kardeşime &#8230; iyi ki bugün benim de kalbimdesin</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/dogum-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/hareketli_resim_29-282x300.gif' length='70131'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/hareketli_resim_29-282x300.gif' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Çok Mu Sanallaşıyoruz Acaba?</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/cok-mu-sanallasiyoruz-acaba/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/cok-mu-sanallasiyoruz-acaba/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 09:06:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serbay Arda Ayzit</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[chat]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[internet kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[MSN]]></category>
		<category><![CDATA[sanallaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=196</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde vapurdayım, önümdeki 17 yaşlarındaki iki genç kız tartışıyor; (Bu hikayedeki isimler gerçek değil, olay ise çok gerçektir ayshe: Sana çok kızgınım, konuşmak bile istemiyorum osnhur: Aaa noldu, neden böyle dedinki ayshe: işte öyle söylemiycem osnhur: lütfen söyleeee ayshe: dün msn’deydim, ve kişisel iletime üzgün surat yapmıştım sende online’dın ama bana msj bile atmadın osnhur: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde vapurdayım, önümdeki 17 yaşlarındaki iki genç kız tartışıyor; (Bu hikayedeki isimler gerçek değil, olay ise çok gerçektir <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>ayshe:</strong> Sana çok kızgınım, konuşmak bile istemiyorum<br />
<strong>osnhur:</strong> Aaa noldu, neden böyle dedinki<br />
<strong>ayshe:</strong> işte öyle söylemiycem<br />
<strong>osnhur:</strong> lütfen söyleeee<br />
<strong>ayshe:</strong> dün msn’deydim, ve kişisel iletime üzgün surat yapmıştım sende online’dın ama bana msj bile atmadın<br />
<strong>osnhur:</strong> valla görmedim canım, açık kalmış msn görsem sormaz mıyım<br />
<strong>ayshe: </strong>hayır işte gördün ama sormadın, nasıl görmezsin anlamıyorum üzgün surat yaptım daha ne yapıyım<br />
<strong>osnhur: </strong>bilgisayar başında değildim gerçekten<br />
<strong>ayshe:</strong> çok kırıldım dün gece<br />
<strong>osnhur:</strong> tamam bir daha olmaz</p>
<p>İki genç kız duygularını msn’de ifade ediyor, karşı taraf üzgün suratı görüp cevap vermeyince sinirden deliye dönüyordu.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter size-full wp-image-197" title="deniz" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/deniz.jpg" alt="deniz" width="410" height="307" /><br />
Özellikle 12-25 yaş arası gençler belki de bütün hayatlarını msn, facebook üzerinden yaşar oldular. Arkadaşlarıyla dışarı çıkma ihtiyacı hissetmiyorlar çünkü bütün gün bir şekilde yazışıyorlar.</p>
<p>Doğum günlerinde aramaya ne gerek var facebook’tan mesaj at veya duvarına yaz yeter daha ne ?</p>
<p>-Sen benim doğum günümü kutlamadın biliyor musun?<br />
-Olur mu canım facebook’una yazdım ya<br />
-Aaaa pardon görmemişim, Özür dilerim…</p>
<p>Görüşmenin tanımı değişmişti, eskiden yüz yüze görüşmeden görüşme olmazken, artık internetten selam vermek bile görüşmek kapsamına girmeye başladı.</p>
<p>-Mert ile en son ne zaman görüştün?<br />
-Daha geçen gün MSN’deydik<br />
-Onu demiyorum yüzyüze ne zaman görüştün?<br />
-Valla baya oldu ya, 4-5 ay sanırım</p>
<p>Bayramlarda, doğum günlerinde gelen sevgi dolu mesajlar;</p>
<p>“&#8221;Bu gün yüzün öpülmekten solsun, miden 5 kg şekerle dolsun, cüzdanını bücürler soysun, gönlün huzura doysun, bayramınız kutlu ve mutlu olsun&#8221;</p>
<p>Gibisinden yaklaşık 1500 kişiden gelen aynı mesaj.</p>
<p>Telefon açan kişi sayısı çok az, görüşülen kişi sayısı diplerde. Ama kızılaydan mesaj paketi almış aynı mesajı gönderen kişi sayısı 1500.</p>
<p>Çok mu sanallaşıyoruz acaba, sanallaşırken de bir çok değeri arkamızda mı bırakıyoruz acaba?</p>
<p>İnternet bize verilen en büyük hediyelerden birisi, nasıl kullanılırsa o yöne doğru büyüyen dev bir ağ.</p>
<p>Yüz yüze görüşmenin yerini tamamen alıyorsa, sıcacık yüz yüze söylenmiş iki cümlenin yerine geçiyorsa, sanaldaki sohbetlerimiz daha değerliymiş gibi algılanıyorsa ve daha da önemlisi hayatımız sanallaşırken yitirdiğimiz değerler artıyorsa&#8230; Ben Yokum!</p>
<p>Hadi şimdi uzun zamandır aramadığımız arkadaşlarımızı arayalım, msn’den sohbete inat dışarıda buluşup bir cafede oturalım. Doğum günlerinde ufacık bir hediye gönderelim, telefon açalım. Bunları yapmaya başlamazsak çok daha sanallaşacağız be dostlar…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/cok-mu-sanallasiyoruz-acaba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/deniz-300x225.jpg' length='17660'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/deniz-300x225.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Şehirlerarası Yolculuk</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/sehirlerarasi-yolculuk/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/sehirlerarasi-yolculuk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 May 2009 07:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kargin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[otobüs yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[şehirlerarası yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk hikayeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=178</guid>
		<description><![CDATA[Şehirlerarası yolculuklarda tanıdım hayatı, hayatın tanıklarını… Düşüncelerimi biriktirdim yollar boyunca, yolları saydım kilometrelerce&#8230; Başımı yasladım ay ışığına, gözlerimi diktim karanlığa, içimi boşalttım sahipsiz mecralara&#8230; Fosforlu saatten öğrendim zamanı, bazen susuzluğumu dinledim bazen de açlığımı sakladım kendimden&#8230; En önemlisi; hayatın tanıklarını dinledim saatlerce, kulak verdim umut kokan hikayelerine&#8230; Bir güney yolculuğunda tanıdım mesela Orhan Abi’yi&#8230; Antalya&#8217; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şehirlerarası yolculuklarda tanıdım hayatı, hayatın tanıklarını…</p>
<p>Düşüncelerimi biriktirdim yollar boyunca, yolları saydım kilometrelerce&#8230; Başımı yasladım ay ışığına, gözlerimi diktim karanlığa, içimi boşalttım sahipsiz mecralara&#8230; Fosforlu saatten öğrendim zamanı, bazen susuzluğumu dinledim bazen de açlığımı sakladım kendimden&#8230; En önemlisi; hayatın tanıklarını dinledim saatlerce, kulak verdim umut kokan hikayelerine&#8230;</p>
<p style="text-align: left;">Bir güney yolculuğunda tanıdım mesela Orhan Abi’yi&#8230; Antalya&#8217; da bir tiyatroda suflörlük yapıyormuş. ‘İşletmeyi bitirdim, işsiz gezdim bir süre ve en sonunda bu işi buldum’ diyor kederli gözleri. Kader bu ya, tam da tercih dönemimde rastlıyorum Orhan Abi’ye&#8230; ‘ Yazma işletmeyi; aç kalırsın benim gibi.’ diyor; fakat dinlemiyorum onu, yeni yeni hatırlıyorum sözlerini&#8230;</p>
<p>Kayseri&#8217;ye giderken orta yaşlı, yolun yarısını neredeyse devirmiş, şişman suratlı, gözlüklü bir beyefendiyi dinliyorum bu defa&#8230; Ankara&#8217;da bir otelde resepsiyon müdürü olduğunu söylüyor ve başlıyor hikayesini anlatmaya: Kız almaya gidiyormuş Kayseri&#8217;ye. ‘Aman ben geç kaldım, sen kalma haa!’ diyor. ‘Acele et bak; yoksa evde kalırsın.’ Sonra ekliyor; ‘Bak kafamda saç kalmadı, daha yeni damat olacağız. Üniversitede okurken hemen evlen, sonra gül gibi geçinirsiniz’ diyor şaka yollu. ‘Aman abi, dur daha genciz, güzeliz; yakma bizi en güzel çağımızda’ diyorum mütemadiyen. Muhabbet uzuyor çeşitli anılarla, uykuya dalıyoruz bir süre sonra&#8230;</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-179" title="yol" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/yol.jpg" alt="yol" width="439" height="547" /></p>
<p>Asker Salih’i unutuyordum az kalsın. Memlekete dönerken tanışıyoruz, her hafta gittiğimiz pazarda ayakkabı satıyormuş. Pek de hızlı konuşuyor, anlamakta zorluk çekiyorum. Arada bir başımı sallayıp onaylıyorum, bazen de kendisi tekrarlıyor. Bir soru sorsa tıkanıp kalacağımın farkındayım. Neyse ki hep o anlatıyor, ben de oyun oynar gibi Salih’i çözmeye çalışıyorum. Askerlik günlerinden, komutanlarından, Edirne halkından bahsediyor sürekli. Yaşını sorduğumda aynı yaşta olduğumuzu anlıyorum ve bulutları seyrederken Salih’in yerine kendimi koyuyorum. O dakikadan sonra asker oluyorum, başlıyorum hâyâl kurmaya&#8230;</p>
<p>Bu kez de irice bir amcanın yanındayım, özel şoförmüş kendisi. Veryansın ediyor otobüsün şoförüne sürekli&#8230; ‘Ya bas biraz, ne kadar yavaş gidiyor bu adam’ diye söyleniyor ya, ne fayda! Bir ben duyuyorum amcamızın sesini. ‘Takometre var araçta’ deyince; ‘benim Chevrolet olacaktı ki şimdi, en az 250 ile uçuyorduk’ diye yapıştırıyor cevabı. Durum anlaşılıyor ve hız tutkunu amcanın yanında susmaya karar veriyorum…</p>
<p>Sonunda kendimle baş başa kalıyorum. Loş bir ışık aydınlatıyor yüzümü, kısıyorum gözlerimi ve benliğimle dans ediyorum. İç hesaplaşmamın ardından gözüm fosforlu saate takılıyor yeniden, geçmiyor zaman&#8230; Sınırlı ve zorunlu yolculukta molayı bekliyorum çaresizce. Gözlerimi uykudan saklarken ayın parlaklığı vuruyor yüzüme. Uzunlarını yakan araçlar sıralanıyor yolda. Muavin geçiyor arada bir, görevini yapma telaşı var suratında, gözleri kan çanağı olmuş, saçları dağınık&#8230; Camda gölgeler, çevrede ağaçlar büyüyor sanki&#8230; Klimadan gelen yapay rüzgâr serinletiyor vücudumu, hafiften bir müzik yayılıyor kulaklara&#8230; Uyum içinde devam ediyor şehirlerarası yolculuk, devam ediyor hayat…</p>
<p>Derken hayatın tanıkları birer birer iniyor otobüsten, evlerinin yolunu tutuyorlar umutla. ‘Güle güle hayatlar!’ diyorum içimden… Güle güle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/sehirlerarasi-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/yol-240x300.jpg' length='13975'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/yol-240x300.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Ruhsal Sorunlar</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/ruhsal-sorunlar/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/ruhsal-sorunlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 08:41:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Kaytanci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[bayan ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsal sorunlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=86</guid>
		<description><![CDATA[Ruhumun orada durup bana el salladığını hayal ettim, ama bu ruhumun uçağı kaçırmasına sebep oldu. Londra’ya ulaşır ulaşmaz havayolu şirketini arayıp, havaalanında amaçsızca dolaşıp duran, kayıp bir ruh görüp görmediklerini sordum. Bunu, ben gittikten kısa bir süre sonra fark ettiklerini ve hemen bir medyum çağırıp, ruhumu bir sonraki uçakla Londra’ya gönderdiklerini, bir-iki saate kadar onu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-87" title="ghostbusters-1" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/04/ghostbusters-1-150x150.jpg" alt="ghostbusters-1" width="150" height="150" />Ruhumun orada durup bana el salladığını hayal ettim, ama bu ruhumun uçağı kaçırmasına sebep oldu. Londra’ya ulaşır ulaşmaz havayolu şirketini arayıp, havaalanında amaçsızca dolaşıp duran, kayıp bir ruh görüp görmediklerini sordum. Bunu, ben gittikten kısa bir süre sonra fark ettiklerini ve hemen bir medyum çağırıp, ruhumu bir sonraki uçakla Londra’ya gönderdiklerini, bir-iki saate kadar onu dış hatlar terminalinden alabileceğimi söylediler. Bir süre ruhsuz ruhsuz oyalandıktan sonra, dış hatlara onu karşılamaya gittim. Neyse ki birbirimizi bulmamız zor olmadı.</p>
<p>Yolculuğunun nasıl geçtiğini sordum ona. Yanındaki kadının aşırı tepkisinin onu bunalttığını, onun dışında çok da fena geçmediğini söyledi. Kadın, “Beni nasıl bir ruhun yanına oturtursunuz?” diye olay çıkarmış, oysa o biletini ayırtırken “bayan yanı” istediğini özellikle belirtmişmiş. Tutup onu cinsi cismi belirsiz bir ruhun yanına oturtmuşlarmış. “Bayan yanı, ruh yanı değil” diye söylenip durmuş cadaloz. Neyse kadını sonunda kendinin bir bayan ruhu olduğunu söyleyerek yatıştırmaya çalışmış. Kadın pek ikna olmamış ama en azından vızıldanmayı kesmiş.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-88" title="southwest-seat" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/04/southwest-seat-300x299.jpg" alt="southwest-seat" width="300" height="299" />Ruhum bu konuya oldukça bozulmuş, böyle bir uygulamayı anlamsız bulduğunu söyledi. “Bütün ruhlara potansiyel tacizci muamelesi yapılıyor. Yanımda oturanın sırf bir bedeni var diye ona “böö!” mu yapmam gerekiyor? Hangi devirde yaşıyoruz biz?” Bir insan olarak söyleyecek bir şey bulamadım tabii&#8230;<br />
Ruhsal sorunlar bunlar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/ruhsal-sorunlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/04/ghostbusters-1-300x257.jpg' length='15528'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/04/ghostbusters-1-300x257.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
	</channel>
</rss>

