﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Her Gün Biri &#187; Seyahat</title>
	<atom:link href="http://www.hergunbiri.com/kategori/seyahat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hergunbiri.com</link>
	<description>Çok yazarlı blog</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Apr 2010 21:09:14 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<atom:link rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" />
	<atom:link rel="hub" href="http://superfeedr.com/hubbub" />
			<item>
		<title>Eski Sevgilim İstanbul</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/eski-sevgilim-istanbul/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/eski-sevgilim-istanbul/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2009 10:49:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eda Demir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[eski sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Levent]]></category>
		<category><![CDATA[Şişli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=351</guid>
		<description><![CDATA[
Bu İstanbul çok sevip de hiçbir zaman tam anlamıyla çözemediğin, tam anlamıyla senin olmayan sevgili gibi. Gidişimi umursamayacak biliyorum ama ben hala hep onu anıyor; kime, nereye gitsem onu anlatıyor olacağım.
Bursa da yıllarca senin kahrını çeken vefalı sevgili… Biliyorum beni özleyecek, yıllarım geçti onunla, ailem orda bi’ kere, nası’ özlemesin. Bense adı geçerse ‘ha evet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-352" title="look_around_by_sboydag" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/look_around_by_sboydag.jpg" alt="look_around_by_sboydag" width="410" height="273" /></p>
<p>Bu İstanbul çok sevip de hiçbir zaman tam anlamıyla çözemediğin, tam anlamıyla senin olmayan sevgili gibi. Gidişimi umursamayacak biliyorum ama ben hala hep onu anıyor; kime, nereye gitsem onu anlatıyor olacağım.</p>
<p>Bursa da yıllarca senin kahrını çeken vefalı sevgili… Biliyorum beni özleyecek, yıllarım geçti onunla, ailem orda bi’ kere, nası’ özlemesin. Bense adı geçerse ‘ha evet iyi çocuktu’ demekle yetineceğim.</p>
<p>Moda onun sakinliği, en sevdiğim yanı. Bebek onun renkli, neşeli yüzü; Asmalı onun deliliği; Şişli, Levent sinirli tarafıydı. En çok bunları görürdüm onlayken, bir de görmediklerim var. Eminim Kuzguncuk gibi bi’ yanı vardı onun ama ben hiç denk gelemedim, vakit olmadı.</p>
<p>Onun görmediğim yüzünü görmek isterdim, nasılsa hep güllük gülistanlık değildi ilişkimiz, delirtirdi beni arada. Daha önce de ayrılır mıydık bilmiyorum, ben ondan ayrılamazdım sanırım, onun beni terk etmesi gerekirdi. O da hiç uğraşmaz ki öyle şeylerle. İstanbul yakışıklı değil ama bi’ havası var, karizmatik. Ben de ona kapıldım sanırım herkes gibi.</p>
<p>Bursa da sempatik, o yüzden hep aynı yerde kaldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/eski-sevgilim-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/look_around_by_sboydag-300x199.jpg' length='25515'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/09/look_around_by_sboydag-300x199.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Tuna&#8217;nın kıyısındaki şehir; Viyana</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/tunanin-kiyisindaki-sehir-viyana/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/tunanin-kiyisindaki-sehir-viyana/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 09:15:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Musa Yilmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[avusturya]]></category>
		<category><![CDATA[şehir rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[viyana]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanası kentler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=240</guid>
		<description><![CDATA[
Mart ayının son gününde, güneş batmadan önceki saatlerde THY nin kanatları altında geliverdim Viyana ya, orta avrupa nın küçük ülkesi Avusturya nın aristokrat başkentine. Belki bu kente ikinci sefer ayak basıyordum, belki öncekinden biraz daha büyük bir valizim vardı yanımda, ama ilk defa dönüş biletimi almadan gelivermiştim. Uçaktan gördüğüm manzarayı, havalanındaki o ilk adımların heyecanını, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p style="text-align: justify;">Mart ayının son gününde, güneş batmadan önceki saatlerde THY nin kanatları altında geliverdim Viyana ya, orta avrupa nın küçük ülkesi Avusturya nın aristokrat başkentine. Belki bu kente ikinci sefer ayak basıyordum, belki öncekinden biraz daha büyük bir valizim vardı yanımda, ama ilk defa dönüş biletimi almadan gelivermiştim. Uçaktan gördüğüm manzarayı, havalanındaki o ilk adımların heyecanını, telaşını ve farklılığını anlatmam mümkün değil.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi arada geçen neredeyse 3 aydan sonra, yeni arkadaşlar edinip yeni sokaklara alıştıktan sonra farklı bir gözle bakmaya başladım ve artık neden dünyanın en yaşanası kenti olarak seçildiğini anlıyorum. Avusturya lı ların gururla kurdukları bir cümle bugünlerde; “Viyana bu sene Zürih i geçerek birincilik koltuğuna oturdu”.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;" lang="TR"><img class="aligncenter size-full wp-image-241" title="mozartsari" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/06/mozartsari.jpg" alt="mozartsari" width="450" height="337" /></span>Viyana ya ilk geldiğim günlerde şehir merkezindeki kitapçıların ingilizce kitap arşivlerini karıştırarak kendime bir şehir rehberi satın aldım. Bol yazı ve az resim felsefeme dayanarak seçtiğim rehberimin açılış cümlesi “şüphesiz her ziyaretçinin Viyana dan dönüşte evlerine götürmek istedikleri yeğane şey kentin toplu taşıma sistemidir” idi. İlk başta diğer büyük avrupa kentlerinden ne farkı var desemde, ilk haftamın sonunda bende aynı kanıya vardım. “Güven” esaslı bilet sisteminin konforuna, tıkır tıkır işleyen sefer saatlerine ve kenti ağ gibi ören “mükemmel” sisteme alıştıktan sonra; dönüşte cebime koyup yanımda getirmeyi öyle çok isterdim ki.</p>
<p style="text-align: justify;">Nerede ilk defa okudum, ya da ilk defa kim bana “Viyana nın kenar mahallesi olmadığını” söylemişti hatırlamıyorum. Beni en çok etkileyen de bu olmuştu. Kimi ufak kimi büyük 23 bölgeye ayrılmış olan kentte belki çok güzel ve pahalı evlerin olduğu semtler vardı ama hani o adını anarken bile insanların çekindiği tek bir yer bile yoktu. Dünya savaşından bu yana sürdürdükleri “sosyal şehir” anlayışı ile inşa ettikleri evlerde düşük bir kira bedeli ile kalabilme olanağını herkese sunduklarını, Karlsplatz da yaşayan evsizlerin “gerçekten evsiz olmayı tercih ettikleri” için evsiz olduklarını ise daha sonra öğrendim. Şimdilerde göçmen nufusunun yoğun olduğu bir semtte yaşıyorum belki, ama günün herhangi bir saatinde dışarı çıktığımda kendimi daha önce hiç hissetmediğim kadar “güvende” hissediyorum. Özellikle kendi ülkemin aksine, köşedeki ilkokulda okuyan çocukları okul çıkışında kimsenin karşılamadığını gördükten sonra.</p>
<p style="text-align: justify;">Bebekler için tıpkı arabalarda olduğu gibi bisiklet koltuğu olduğunu, dünyada takım elbisesi ilebisiklet üstünde işe giden insanların yaşadığını, yaya geçitlerinde dört tekerleklilerden daha çok iki tekerleklilere dikkat etmem gerekebileceğini de ilk defa Viyana da öğrendim. Yaya geçitlerinde kendinizi yola rahatlıkla “gözünüz tamamen kapalı” atabilirsiniz, alışkanlık yapması ve ülkenize dönüşte ezilme tehlikesi ile karşı karşıya kalmanız dışında malesef hiçbir tehlikesi yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;" lang="TR"><img class="aligncenter size-full wp-image-242" title="mozartpembe" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/06/mozartpembe.jpg" alt="mozartpembe" width="450" height="337" /></span>Her ne kadar zevkime ve standartlarıma uygun bir kırtasiyeci keşfedemedim henüz ama şehir merkezinde binbir çeşit ve renkte şemsiyeler satan enfes bir minik dükkan keşfettim. Bir tane bile büyük alışveriş merkezi olmayınca kentin her tarafına yayılmış irili ufaklı mağzaları keşfetmeye, ve her mağazanın, kafenin, bankanın ve marketin farklı açılış-kapanış saatlerine hala alışmaya çalışıyorum. Pazar günleri ve tatil günlerinde marketlerin kapalı olduğunu, diğer günlerde akşam 7 de kapandıklarını ise “aç kalarak” tecrübe edince mecburen öğreniverdim. Akşamın geç bir saatinde canınız güzel bir beyaz şarap çektiğinde “eğer kapanmadı ise hala” köşedeki bardan başka seçeneğiniz olmadığını; akşam “mojito” hazırlamak için bile güneş henüz tepedeyken hazırlık yapmanız gerektiğini de öğreniverdim. Avusturya lıların ne kadar “planlı” yaşadıklarını ise buradaki hocamın haziran başında eposta göndererek “önümüzdeki dört ay boyunca” her hafta toplam kaç saat ofiste olacağımızı sorması sayesinde anlayıverdim.</p>
<p style="text-align: justify;">Enfes güzellikteki çeşit çeşit parkları, seyrine doyum olmayan muhteşem imparatorluk dönemi binaları, havlamayı unutmuş halleri ile bana “köpekleri bile eğitimli” dedirten köpekleri, hiçbir zaman eksik olmayan turistleri, bol köpüklü ve hafif sert melanj kahvesi, her yaşta incecik ve şık olmayı başaran insanları, ülkemin nefis tatlılarına olan özlemimi gidermesi mümkün olmayan çörekleri ve kekleri, kırmızı tutkunu beni bile beyaza çeviren güzel şarapları ile Viyana benim uzun zamandır özlemini çektiğim “keyifli ve huzurlu” bir sığınak oluverdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/tunanin-kiyisindaki-sehir-viyana/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/06/mozartsari-300x224.jpg' length='27223'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/06/mozartsari-300x224.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Norveç&#8217;te Değişim</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/norvecte-degisim/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/norvecte-degisim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 10:14:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin Savas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Bergen]]></category>
		<category><![CDATA[Kristiansand]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Işıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Northern Lights]]></category>
		<category><![CDATA[Norveç]]></category>
		<category><![CDATA[Norveç Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci değişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[Norveç
2006 yılının ilk 7 ayını değişim öğrencisi olarak bu İskandinav ülkesinde geçirmiştim. Bu günlerde Eurovision birinciliği ile oldukça gündemde olan bu ülke hakkında yazmak istedim. Öncelikle; ikliminden ve uzaklığından dolayı çok çekinerek ve birçok önyargıyla gittiğimi söylemeliyim. Bu dönem boyunca 70bin nüfuslu ve bu nüfusuyla Norveç&#8217;in en büyük şehri olan Kristiansand&#8216;da yaşadım.
Norveç her anlamda çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Norveç</p>
<p>2006 yılının ilk 7 ayını değişim öğrencisi olarak bu İskandinav ülkesinde geçirmiştim. Bu günlerde Eurovision birinciliği ile oldukça gündemde olan bu ülke hakkında yazmak istedim. Öncelikle; ikliminden ve uzaklığından dolayı çok çekinerek ve birçok önyargıyla gittiğimi söylemeliyim. Bu dönem boyunca 70bin nüfuslu ve bu nüfusuyla Norveç&#8217;in en büyük şehri olan <a title="Kristiansand" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kristiansand" target="_blank">Kristiansand</a>&#8216;da yaşadım.</p>
<p>Norveç her anlamda çok sessiz bir ülke. Bu yüzden sessizliği seven, doğayla baş başa kalmak isteyenlere şiddetle öneririm. O kadar sessiz ki, 7 ay boyunca bırakın kavgayı bir tartışma bile görmedim. Herkes birbirine karşı saygılı ve ölçülü aslında biraz da mesafeli. 10 yıldır arkadaş olan ve bu 70bin kişilik kasabada oturan, sürekli okulda beraber takılan 2 arkadaşın birbirlerinin evine daha hiç gitmediğini duyduğumda çok garipsemiştim. Ama diğer yandan da iletişimleri bize göre daha transparan, gerçekten o anda ne düşünüyorlarsa onu söylüyorlar. Sanırım bu sevdiğim bir özellik ve uzun vadede problemlerin büyümesini büyük ölçüde önlediğini düşünüyorum.</p>
<p>Norveç&#8217;in doğal güzelliklerini nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Öncelikle eğer Norveç&#8217;e yolunuz düşerse, mutlaka bir fiord turu yapmalısınız. Gerçekten sadece filmlerde olduğunu düşündüğüm birçok şeyi gözlerimle gördüm. Diğer yandan, dünya mirası şehirler arasında da yer alan, Norveç&#8217;in 2. büyük şehri <a title="Bergen" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bergen" target="_blank">Bergen</a> hayatımda gezdiğim en güzel şehir diyebilirim. Renkli evleri, deniz kenarındaki kafeleri ve müzeleri ile harika bir şehir. Başkent Oslo ise görece olarak çok daha kalabalık ve gürültülü. Birçok uluslararası şirketin bölge merkezleri burada olması nedeniyle oldukça enternasyonal.  Havalimanı şehirden hızlı tren ile 45 dakika uzaklıkta ve şehrin hemen hemen heryerine tramvay ile ulaşmak mümkün. Konaklama ve yemek çok çok pahalı. Yemek olarak da çok fazla seçenek olduğunu söyleyemem ama eğer deniz ürünlerini seviyorsanız, şehir merkezinde çok güzel restoranlar bulabilirsiniz. Gezilecek yerler arasında da Viking Müzesini mutlaka öneririm.</p>
<div><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/8/86/Brygge_Norway_2005-08-18.jpg/800px-Brygge_Norway_2005-08-18.jpg" alt="File:Brygge Norway 2005-08-18.jpg" /></div>
<div><span style="font-family: -webkit-sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">The old Brygge buildings in Bergen &#8211; Gerd A.T. Mueller</span></span></div>
<p>Son olarak da çok kısaca Norveç&#8217;deki eğitimden bahsedeyim. Türkiye&#8217;deki üniversite hayatımla karşılaştırdığımda gördüğüm en büyük fark öğretim görevlisi &#8211; öğrenci ilişkisiydi. Öğretim görevlilerine öğrenciler isimleriyle hitap ediyorlar. İlk başta diğer avrupa ülkelerinden gelen diğer değişim öğrencileriyle birlikte bu durumu çok garipsiyorduk ama alıştıktan sonra aslında birine saygı gösterdiğini göstermek için -bey ve -bayan gibi ünvanların çok da gerekli olmadığını ,  aksine bunların iki taraf arasındaki iletişimi azalttığını düşünmeye başladım. Derslerdeki diğer bir ilginç nokta ise, sadece çok temel bilgilerin verilmesi oldu. Öğrencileri detaylara boğmak yerine, temel bilgiler üzerinden sınıfta tartışmayı ve bu detayları tartışma esnasında ortaya çıkarmayı tercih ediyorlar. Gerçekten dönüp baktığımda, bu yöntem ile öğrendiklerimin çok net hatırladığımı söyleyebilirim. Ve son olarak efsanevi sınavlar. 4 saat, 5 soru, defter kitap ve her türlü kaynak açık. X nedir, nedenleri nelerdir yerine x şudur, peki sizce şöyle olsaydı nasıl olurdu, nasıl geliştirilebilir vs. tarzı sorular. Sınav sırasında kantine gidip birşeyler yemek mümkün <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Kısacası ülkemizdekinden çok çok farklı bir eğitim stilleri var ve bence bilginin böylesine hızla eskidiği bir dönemde, doğru bir model olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Evet çok çok kısa bir gezi yazısı oldu biliyorum ama bu bile benim için rekor. Norveç&#8217;e gitme şansınız olursa mutlaka değerlendirin derim. Gerçekten birçok yönüyle dünyanın geri kalanından çok farklı ve doğal güzellikleriyle çok özel bir ülke. Son olarak sizi başka bir gezegende olduğunuzu hisettirecek kuzey ışıklarıyla başbaşa bırakayım <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><object width="400" height="340" data="http://www.youtube.com/v/OdIbujE4Swo&amp;hl=en&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/OdIbujE4Swo&amp;hl=en&amp;fs=1" /><param name="allowfullscreen" value="true" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/norvecte-degisim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Günü&#8230;</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/dogum-gunu/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/dogum-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 13:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Ozduden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[iş]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Günler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=198</guid>
		<description><![CDATA[
insan doğduğu gün mü yaşamaya başlar yoksa bir annenin rahmine düştüğü anda mı? Bence insan bir insanın kalbine düştüğü anda hayat bulur can bulur. İnsan olduğunu ,yaşamaya değer olduğunu başka insanların kalbinde edindiği yerle anlar onunla yaşar&#8230;Düşünsenize segiliniz tarafından sevilmediğinizi, annenizin sizi sevmeden büyüttüğünü, babanızın sizi gözleriyle korumadığını, kardeşlerinizin sizi içine almadıkları, en yakın arkadaşınızın kalbinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img class="aligncenter size-full wp-image-199" title="Hareketli Resim" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/hareketli_resim_29.gif" alt="Hareketli Resim" width="491" height="521" /></div>
<div>insan doğduğu gün mü yaşamaya başlar yoksa bir annenin rahmine düştüğü anda mı? Bence insan bir insanın kalbine düştüğü anda hayat bulur can bulur. İnsan olduğunu ,yaşamaya değer olduğunu başka insanların kalbinde edindiği yerle anlar onunla yaşar&#8230;Düşünsenize segiliniz tarafından sevilmediğinizi, annenizin sizi sevmeden büyüttüğünü, babanızın sizi gözleriyle korumadığını, kardeşlerinizin sizi içine almadıkları, en yakın arkadaşınızın kalbinde bütün kapıların  kapalı olduğunu&#8230;Eğer bunlardan hepsi hayatınızda var ise kendinize çeki düzen verme vakti gelmedi mi sizce? Bırakın başkaları zorbalıkla yaşamaya çalışsın ençok hatırlananar en çok sevilenlerdir.Kapıları zorlayın; hayatın sevgiyle başladığını daima hatırlayın ve kimseyi horlamayın; sizinle can bulmaya ihtiyacı olan insanlar mutlaka vardır lütfen hayata bir nefes de siz katın. Hayat kalp çarpıntısıyla başlar ve başka kalplerin ona eşlik ettiğini bilerek hayata tempo tutar  ki eksilen her kalp hayatınızı yavaşlatır temponuzu bozar.İnsanın kalbinde bulunan o yüce varlık temponuzu hiç düşürmesin ve hep hayatta var olun siz bu dünyada olsanız da olmasanızda&#8230;</div>
<div></div>
<div></div>
<div>bugün annesinin kalbine düşen canım kardeşime &#8230; iyi ki bugün benim de kalbimdesin</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/dogum-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/hareketli_resim_29-282x300.gif' length='70131'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/hareketli_resim_29-282x300.gif' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Şehirlerarası Yolculuk</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/sehirlerarasi-yolculuk/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/sehirlerarasi-yolculuk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 May 2009 07:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kargin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[otobüs yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[şehirlerarası yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk hikayeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=178</guid>
		<description><![CDATA[Şehirlerarası yolculuklarda tanıdım hayatı, hayatın tanıklarını…
Düşüncelerimi biriktirdim yollar boyunca, yolları saydım kilometrelerce&#8230; Başımı yasladım ay ışığına, gözlerimi diktim karanlığa, içimi boşalttım sahipsiz mecralara&#8230; Fosforlu saatten öğrendim zamanı, bazen susuzluğumu dinledim bazen de açlığımı sakladım kendimden&#8230; En önemlisi; hayatın tanıklarını dinledim saatlerce, kulak verdim umut kokan hikayelerine&#8230;
Bir güney yolculuğunda tanıdım mesela Orhan Abi’yi&#8230; Antalya&#8217; da bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şehirlerarası yolculuklarda tanıdım hayatı, hayatın tanıklarını…</p>
<p>Düşüncelerimi biriktirdim yollar boyunca, yolları saydım kilometrelerce&#8230; Başımı yasladım ay ışığına, gözlerimi diktim karanlığa, içimi boşalttım sahipsiz mecralara&#8230; Fosforlu saatten öğrendim zamanı, bazen susuzluğumu dinledim bazen de açlığımı sakladım kendimden&#8230; En önemlisi; hayatın tanıklarını dinledim saatlerce, kulak verdim umut kokan hikayelerine&#8230;</p>
<p style="text-align: left;">Bir güney yolculuğunda tanıdım mesela Orhan Abi’yi&#8230; Antalya&#8217; da bir tiyatroda suflörlük yapıyormuş. ‘İşletmeyi bitirdim, işsiz gezdim bir süre ve en sonunda bu işi buldum’ diyor kederli gözleri. Kader bu ya, tam da tercih dönemimde rastlıyorum Orhan Abi’ye&#8230; ‘ Yazma işletmeyi; aç kalırsın benim gibi.’ diyor; fakat dinlemiyorum onu, yeni yeni hatırlıyorum sözlerini&#8230;</p>
<p>Kayseri&#8217;ye giderken orta yaşlı, yolun yarısını neredeyse devirmiş, şişman suratlı, gözlüklü bir beyefendiyi dinliyorum bu defa&#8230; Ankara&#8217;da bir otelde resepsiyon müdürü olduğunu söylüyor ve başlıyor hikayesini anlatmaya: Kız almaya gidiyormuş Kayseri&#8217;ye. ‘Aman ben geç kaldım, sen kalma haa!’ diyor. ‘Acele et bak; yoksa evde kalırsın.’ Sonra ekliyor; ‘Bak kafamda saç kalmadı, daha yeni damat olacağız. Üniversitede okurken hemen evlen, sonra gül gibi geçinirsiniz’ diyor şaka yollu. ‘Aman abi, dur daha genciz, güzeliz; yakma bizi en güzel çağımızda’ diyorum mütemadiyen. Muhabbet uzuyor çeşitli anılarla, uykuya dalıyoruz bir süre sonra&#8230;</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-179" title="yol" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/yol.jpg" alt="yol" width="439" height="547" /></p>
<p>Asker Salih’i unutuyordum az kalsın. Memlekete dönerken tanışıyoruz, her hafta gittiğimiz pazarda ayakkabı satıyormuş. Pek de hızlı konuşuyor, anlamakta zorluk çekiyorum. Arada bir başımı sallayıp onaylıyorum, bazen de kendisi tekrarlıyor. Bir soru sorsa tıkanıp kalacağımın farkındayım. Neyse ki hep o anlatıyor, ben de oyun oynar gibi Salih’i çözmeye çalışıyorum. Askerlik günlerinden, komutanlarından, Edirne halkından bahsediyor sürekli. Yaşını sorduğumda aynı yaşta olduğumuzu anlıyorum ve bulutları seyrederken Salih’in yerine kendimi koyuyorum. O dakikadan sonra asker oluyorum, başlıyorum hâyâl kurmaya&#8230;</p>
<p>Bu kez de irice bir amcanın yanındayım, özel şoförmüş kendisi. Veryansın ediyor otobüsün şoförüne sürekli&#8230; ‘Ya bas biraz, ne kadar yavaş gidiyor bu adam’ diye söyleniyor ya, ne fayda! Bir ben duyuyorum amcamızın sesini. ‘Takometre var araçta’ deyince; ‘benim Chevrolet olacaktı ki şimdi, en az 250 ile uçuyorduk’ diye yapıştırıyor cevabı. Durum anlaşılıyor ve hız tutkunu amcanın yanında susmaya karar veriyorum…</p>
<p>Sonunda kendimle baş başa kalıyorum. Loş bir ışık aydınlatıyor yüzümü, kısıyorum gözlerimi ve benliğimle dans ediyorum. İç hesaplaşmamın ardından gözüm fosforlu saate takılıyor yeniden, geçmiyor zaman&#8230; Sınırlı ve zorunlu yolculukta molayı bekliyorum çaresizce. Gözlerimi uykudan saklarken ayın parlaklığı vuruyor yüzüme. Uzunlarını yakan araçlar sıralanıyor yolda. Muavin geçiyor arada bir, görevini yapma telaşı var suratında, gözleri kan çanağı olmuş, saçları dağınık&#8230; Camda gölgeler, çevrede ağaçlar büyüyor sanki&#8230; Klimadan gelen yapay rüzgâr serinletiyor vücudumu, hafiften bir müzik yayılıyor kulaklara&#8230; Uyum içinde devam ediyor şehirlerarası yolculuk, devam ediyor hayat…</p>
<p>Derken hayatın tanıkları birer birer iniyor otobüsten, evlerinin yolunu tutuyorlar umutla. ‘Güle güle hayatlar!’ diyorum içimden… Güle güle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/sehirlerarasi-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/yol-240x300.jpg' length='13975'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/05/yol-240x300.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Yollar</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/yollar/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/yollar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 09:20:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Omer Keser</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[iş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya turu]]></category>
		<category><![CDATA[macera]]></category>
		<category><![CDATA[yollar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=93</guid>
		<description><![CDATA[Bazen iyi işinizi, çevrenizi ve her şeyi bir kenera bırakıp yollara düşüp yeni yerler keşfetmek istediğiniz oldu mu? Örneğin kariyerinizin zirvesinde herşeyi noktalayıp Thailand’a taşınır mıydınız veya  o en çok sevdiğiniz yemeğin yoğurtlu iskender yerine gün gelip bol sarı körili Tayland yemeği olabileceğini, bisiklete bile binemezken motosiklet üzerinde ordan oraya çılgınca dolaşabileceğinizi düşündünüz mü? Eğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-94" style="border: 0pt none; margin: 0px;" title="Uneasy Rider" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/04/rider.jpg" alt="Uneasy Rider" width="225" height="225" />Bazen iyi işinizi, çevrenizi ve her şeyi bir kenera bırakıp yollara düşüp yeni yerler keşfetmek istediğiniz oldu mu? Örneğin kariyerinizin zirvesinde herşeyi noktalayıp Thailand’a taşınır mıydınız veya  o en çok sevdiğiniz yemeğin yoğurtlu iskender yerine gün gelip bol sarı körili Tayland yemeği olabileceğini, bisiklete bile binemezken motosiklet üzerinde ordan oraya çılgınca dolaşabileceğinizi düşündünüz mü? Eğer cevabınız “evet” ise yalnız değilsiniz.</p>
<p>İrlanda’daki çevreme baktığımda, bir çok insanın işinden ayrılıp kendini sırt çantası ile yollarda bulduğunu görüyorum. Bu insanların gelecek korkusu yok muydu? Ne arıyorlardı? Belki kim olduklarını, belki de hayatlarındaki belkilerin yanıtlarını. İyi bir işi olan arkadaşım Colin her şeyi bir kenera bırakıp, çok sevdiği sörfünü sırtına, dünyayı da önüne alarak yeni bir maceraya atılmıştı. Kuzey Amerika, Güney Amerika ve derken kendini Avusturalya’da buldu, tabi bonus olarak da hayatının yeni aşkını! Öyle ya, hayatınızın aşkı doğduğumuz ülke sınırlarında olmak zorunda mıydı? <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Alışageldiğimiz ve öğretilen düzenin ÖSS, üniversite, askerlik, iş bulma, evlilik, ev sahibi olmak, çocuk yapmak ve emekli olmaktan ibaret olduğunu düşününce, hayatımızın düzenini kırabileceğimiz bu tip ‘çılgın’ kararları vermenin henüz ekonomik olarak bağımsız olmayan ve girişimcilikten uzak, sağlamcı bir memur zihniyeti ile yetiştirilmiş benim gibi Türk gençleri için maalesef hayal olduğunu söyleyebiliriz. Hele özellikle hayatımız kadın programları, televole, kriz, işsizlik ve stress ile doluyken alacağımız yolun ‘hayat yolu’ndan öteye gidemeyeceğini görmek de zor değil. Tüm bunları düşünürken, IBM’deki işinden ayrılıp Çin&#8217;e İngilizce öğretmeye gidecek olan başka bir arkadaşımın yaşayacaklarını öğrenmek için sabırsızlanıyorum.</p>
<p>Karar verdiniz ve çantanızı toplayıp Güney Amerika’ya gitmek istiyorsunuz, aile, konu komşu herkesi ikna ettiniz ama gideceğiniz ülkelerin konsolosluğunu kim ikna edecek? Sanırım bu oyuna en başından eşit başlamıyoruz!</p>
<p>Kaç zamandır bu soruları soruyorum kendime,  nerelere giderdim acaba? sanrım yanıtım Şili, Brezilya, Küba ve Avusturalya olurdu&#8230;</p>
<p>Bu yazıyı okurken erkenden orta yaş krizine girdiğimi düşünebilirsiniz, ancak tüm bu düşüncelerin suçunu geçenlerde okuduğum bir kitaba atabilirim. Kitabın yazarı olan Mike Carter 42 yaşında ve hayatında her şey iyi giderken bir anda kendini eşi tarafından terkedilmiş ve monoton bir hayat içinde buluyor. Kariyerinde iyi bir noktadayken hayatında her şeyi boşverip motosiklet kullanmayı öğrenip kendini yollara atıyor ve başından geçenleri bu kitapta anlatıyor. Kitapta 42 yaş krizinden bahsediyor bol bol.  Henüz bu yaşa gemedim ama bazen anlattıklarında kendimi de bulmuyor değilim <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Aranızda 42 yaşında olan veya benzer duygular yaşayanlar varsa Mike&#8217;ın kitabını okuyun derim <img src='http://www.hergunbiri.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' />  Ayrıca kitabın bir kısmı Türkiye’de geçiyor, tabi Mike’ın başından geçen ilginç hikayeler de Türkiye’de artıyor.</p>
<p>Benim henüz Mike kadar cesaretim ve hikayelerim yok ancak günün birinde kendimi yollarda bulursam, Mike’ın kitabının yanımda yol arkadaşı olacağı kesin, eğer günün birinde siz de kendinizi  yollara bırakırsanız, şansınız ve maceranız bol olsun!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/yollar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/04/rider.jpg' length='14561'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/04/rider.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Dublin 101</title>
		<link>http://www.hergunbiri.com/dublin-101/</link>
		<comments>http://www.hergunbiri.com/dublin-101/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2009 14:23:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sena Ertem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Dublin]]></category>
		<category><![CDATA[Dublin'de çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Dublin'de eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[Dublin'de hava durumu]]></category>
		<category><![CDATA[Dublin'de okumak]]></category>
		<category><![CDATA[Dublin'de yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[İrlanda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hergunbiri.com/?p=69</guid>
		<description><![CDATA[Birgün herkes 15 dakikalığına yazar olacak. Nerden de aklıma böyle dahiyane bi laf gelmişti bilmiyorum ama ben bunu Dublin&#8217;e geldiğim günün akşamı anlamıştım. O kadar üzerinde yazılası bir şehir ki, bi hergunbiri.com olsa da Dublin&#8217;i yazsam demiştim. O zamanlar yoktu, ben de Dublin Blognotum&#8216;da yazmaya başlamıştım. Artık var, e burada da yazmak lazım o zaman.
Dublin&#8217;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_72" class="wp-caption alignright" style="width: 127px"><img class="size-thumbnail wp-image-72" title="dublin-house" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/04/dublin-house-150x150.jpg" alt="Dublin House" width="117" height="117" /><p class="wp-caption-text">Dublin House</p></div>
<p>Birgün herkes 15 dakikalığına yazar olacak. Nerden de aklıma böyle dahiyane bi laf gelmişti bilmiyorum ama ben bunu Dublin&#8217;e geldiğim günün akşamı anlamıştım. O kadar üzerinde yazılası bir şehir ki, bi hergunbiri.com olsa da Dublin&#8217;i yazsam demiştim. O zamanlar yoktu, ben de <a title="Dublin Blognotum" href="http://senaertem.blogspot.com/" target="_blank">Dublin Blognotum</a>&#8216;da yazmaya başlamıştım. Artık var, e burada da yazmak lazım o zaman.</p>
<p><strong><span style="color: #008000;">Dublin&#8217;de yaşam</span> </strong>yeşil ve kahvenin tonları. Yeşil çimenlerden ağaçlardan, kahvenin tonları ise renk renk inekten ve koyundan. Tabi bu şehir dışı için geçerli. Şehir içinde ise herşey rengarek, en çok da gri, turuncu, mavi ve sarı. Bu da 5, 10, 20 ve 50 avrodan. Evet, yaşam biraz pahalı. Normal bir öğün yemek sonrasında istenen hesap, Türkiye&#8217;de iyi bir restoranda mükellef bir akşam yemeği sonrasında istenen hesaptan pek farklı olmuyor. Tabi eğer sipariş, kızarmış patates ve yanında kızarmış bikaç bişey daha değilse. Onlar ucuz. Otobüs biletleri 1.15 avrodan başlıyo, o da 3 duraklık mesafe için. Evler de pahalı. Krizde kiralar düştü diyolar ama bu durum daha çok &#8220;Şu şu mağazada %70 indirim var, ayakkabılar 3 milyar!&#8221; tadında. Şehirde iki odalı bir ev şimdi krizde ortalama 1200 avro.</p>
<p><a title="Dublin'de Yemek - İçmek" href="http://www.entertainment.ie/restaurants" target="_blank">Dublin&#8217;de Yemek &#8211; İçmek</a><br />
<a title="Şehir Otobüsleri" href="http://www.dublinbus.ie" target="_blank">Şehir otobüsleri</a><br />
<a title="Kiralık Ev" href="http://www.daft.ie" target="_blank">Kiralık evler</a></p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Dublin&#8217;de hava durumu</strong></span> için çok müneccim olmaya gerek yok. Mesela ben önümüzdeki sene Nisan ayında kaç derece olacağının tahminini şimdiden yapabilirim, hem de yıldızlara filan bakmadan, gözüm kapalı. Ortalama 8 derece olcak. Elimizdeki istatistiksel veriler oldukça sağlam. Hatta, havalar kışın 8-10 derece, yazın da 13-15 derece olcak, dersek işte bitti hava tahminleri. Ben, Dublin&#8217;in havasını çok seviyorum. Hiç beklenmedik birşey yok, hep yağmurlu. Kar neredeyse hiç yağmıyor. Yağmurlu bir iklim olduğu için de kışlar ılık geçiyo. Tabi yazlar da sadece ılık geçiyo. Mesela kışın kışlık palto, kalın yünlü kazak giyiyosak, yazın trençkot, pamuklu kazak giyiyoruz. Tabi bunu biz yapıyoruz. İrlandalılar ise parmak arası terliklerle gezip denize giriyolar.</p>
<p><a title="Hava Tahminleri" href="http://www.met.ie" target="_blank">Hava tahminleri</a></p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Dublin&#8217;de tatil</strong></span> için en güzel zaman bana kalırsa eylül. Günlerin en uzun olduğu ve en turistik sezon haziran-ağustos olsa da bence eylülde hava daha güzel oluyor. Güzel dediysem tabi bu yağmursuz demek değil. Gelmişken de bi Howth&#8217;ta balık yemek, Dalkey&#8217;de fokları görmek, Powerscourt Estate&#8217;in rengarenk bahçesinde yürümek, dışardan ne olduğu anlaşılmayan Newgrange&#8217;i bi de içerden görmek, Dvblinia&#8217;da Vikingleri yakından tanımak, Guinness Storehouse&#8217;da o koyu bira nasıl yapılıyo görmek ve en tepesinde manzaraya nazır da bi &#8216;pint&#8217;ı devirmek, Dublin Zoo&#8217;da hani o eskiden film başlarken kükreyen aslanın oğlunu görmek lazım.</p>
<p><a title="Dublin Gezi Turları" href="http://194.106.151.179/sightseeing/index.aspx" target="_blank">Dublin Gezi Turları</a><br />
<a title="Şeker Bir Wicklow Turu" href="http://www.wildwicklow.ie" target="_blank">Şeker bir Wicklow turu</a><br />
<a title="Lonely Planet Ireland" href="http://www.lonelyplanet.com/ireland" target="_blank"></a></p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Dublin&#8217;de eğlence</strong></span> hayatı birçoğuna göre kısıtlı. Bence çok da değil. Her türlü etkinlik ve eğlence mekanları mevcut, az adette de olsa. Mart&#8217;ta Patrick&#8217;s Day, Mart/Nisan&#8217;da Dublin International Film Festival, Haziran/Temmuz&#8217;da Dublin Jazz Festival, Eylül/Ekim&#8217;de Dublin Theatre Festival, Aralık&#8217;ta da bi yığın Noel etkinlikleri var. Sonra, lezzetli bir akşam yemeği için Ciao Bella Roma, iş çıkışı kalabalığa karışıp biraz kafa dağıtmak için Stag&#8217;s Head, cumartesi alışveriş üstü yorgunluk atıp karın doyurmak için Queen of Tarts, cumartesi geceleri için özellikle yazın bahçesiyle harika olan Dicey&#8217;s Garden, pazar kahvaltıları için Canal Bank Cafe gibi birçok seçenek var.</p>
<p><a title="Dublin'in iyi pub ve barları" href="http://thedubliner.typepad.com/_dubliner_bar_guide" target="_blank">Dublin&#8217;in iyi pub ve barları</a><br />
<a title="Dublin'in iyi restoranları" href="http://thedubliner.typepad.com/_dubliner_restaurants" target="_blank">Dublin&#8217;in iyi restoranları</a><br />
<a title="Yaşayanların Ağzından Dublin" href="http://www.dublinblog.ie" target="_blank">Yerlilerin ağzından Dublin</a><br />
<a title="İrlanda'nın Biletix'i" href="http://www.ticketmaster.ie" target="_blank">İrlanda&#8217;nın Biletix&#8217;i</a><br />
Dublin&#8217;deki ücretsiz etkinlikler için Joerg&#8217;a &#8220;Subscribe&#8221; başlığıyla <a href="mailto:dublineventguide@gmail.com">email</a> atın</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Dublin&#8217;de okumak</strong></span> isteyenler klasik bir eğitim sistemini baştan kabul etmeli. Yani öyle konuyla ilgili konuk konuşmacı, güncel vaka analizleri, modern bir eğitim tarzı pek yaygın değil. Ama kurslar başka, Dublin&#8217;de birçok farklı alanda çok güzel kurslar bulmak mümkün. Özellikle bir İrlandaca kursuna gitmek hoş olabilir. Bunu biri bana daha önce söyleseydi de aylar boyunca Kill Village&#8217;ın isminin öldürmekten değil kiliseden türediğini en başından bilseydim.</p>
<p><a title="İrlanda'da okumak ile ilgili bilgi" href="http://www.icosirl.ie" target="_blank">İrlanda&#8217;da okumak ile ilgili bilgi</a><br />
<a title="Dublin'de Kurslar" href="http://www.nightcourses.com" target="_blank">Dublin&#8217;de kurslar</a></p>
<div id="attachment_71" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-71" title="kill-village" src="http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/04/kill-village-300x225.jpg" alt="Kill Village" width="300" height="225" /><p class="wp-caption-text">Kill Village</p></div>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Dublin&#8217;de çalışmak</strong> </span>bence çok güzel ve avantajlı. Şehirde mesafeler kısa, trafik de bizim trafik dediğimiz cinsten olmadığı için iş çıkışı şehir merkezinde bir yerlere gitmek çok da zaman alıcı olmuyor. Tabi iş çıkışı, şehrin kuzeyindeki ofisinden çıkıp güneyindeki evine arabasıyla varmaya çalışanlar aynı şeyi söylemiyorlar, ama o arabası olan insanlar için geçerli tabi. Çalışma saatleri genel olarak sabah 8:30 &#8211; 9:00&#8242;dan akşam 5:00 &#8211; 6:00&#8242;ya kadar.</p>
<p><a title="Dublin'de İş Olanakları" href="http://www.recruitireland.com" target="_blank">Dublin&#8217;de iş olanakları</a><br />
<a title="Çalışma izni ile ilgili bilgi" href="http://www.entemp.ie/publications/labour/2007/guideworkpermits.pdf" target="_blank">Çalışma izni ile ilgili bilgi</a></p>
<p><em>*Bu yazıdaki tüm bilgiler tamamen kişisel Dublin deneyimimi ilgilenenlerle paylaşmak içindir. Bahsi geçen hiçbir kurumu bağlamaz.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hergunbiri.com/dublin-101/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/04/kill-village-300x225.jpg' length='28083'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.hergunbiri.com/wp-content/uploads/2009/04/kill-village-300x225.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
	</channel>
</rss>
