Ya Şundadır Ya Bunda
Öncelikle herkesten özür diliyorum. Bir Her Gün Biri projesi destekleyeni olarak bu yazıyı yazacağım günü hatırlamam tam olarak bir gün öncesine tekabul ettiği için utanç içindeyim. Akıldan uçmuş gitmiş, hep bu sıcaklardan eminim ben. Hakkında yazacağım konunun çok önemli bir şey olmasını istiyordum. En azından benim için. Ama bu kısıtlı sürede en azından insanlığa bir faydam olsun, google’de aratan gelsin bilgilensin diye önüme çıkan ilk konu hakkında yazacağımdır: Cezaevleri. Evet, az önce Prison Break izledim. Aynı zamanda daralıyorum

Öncelikle, cezaevi nedir? Cezaevi bir suçtan dolayı hüküm giymiş insanların cezalarını çekmeleri için özgürlüklerini kısıtlayan alanlardır. Kaba haliyle söyleyelim, hapsedildikleri mekanlardır. Suçun ağırlığıyla cezaevlerinde misafir edilme süresi arasında doğru orantı olduğunu söylememe gerek yoktur sanırım.
Peki nereden çıkmış bu cezaevleri? Eskiden neydi suçun cezası? Ölümdü tabi ki, ya da sömürge kampları. Eskiden suç işleyenleri öldürmeden ya da sömürge kamplarına göndermeden önce tuttukları yerlere cezaevi diyorlarmış. Yani o zamanlarda bir nevi cennetmiş cezaevleri suç işleyenler için. Sonrasında fena olaylar oluyormuş. Durum bu iken 16. yüzyılda Hollanda kalkmış bugün cezaevi deyince aklımıza gelen sisteme geçmiş. Sonrası çorap söküğü gibi gelmiş. Yeni düzenlemelerle ve yapılarla insan hakları hatırlanmış.
Bugüne gelindiğinde amaç, suçlu kişinin dışarı çıkana kadar ahlaklı ve dürüst bir yaşam sürmesi için hazırlanması. Keşke hep böyle olsa. Tabi ki yaşamadık o ortamı (çok şükür), ama ülke ayrımı yapmadan söyleyebiliriz, her cezaevinde böyle bir amaç edinildiğini hiç sanmıyorum. İnanmıyorum.
Cezaevlerinin tiplerine gelirsek, ki en merak ettiğim ve bir türlü anlamadığım budur aslında, en bilinenleri yani TV’de en çok duyduklarımız hakkında yazmak en mantıklısı. Çünkü baktım da listeye bir, cezaevi deyip geçmemek lazımmış hakkaten. Oldukça çok tipi var.
E Tipi Cezaevleri
Bildiğimiz koğuş sistemidir ve ülkemizde en yaygın cezaevi tipidir. Koğuşlarda 10 kişi bile kalabiliyormuş. Hakkında bulabildiğim bilgiler bu kadar…
F Tipi Cezaevleri
F Tipi cezaevleri yüksek güvenlikli cezaevleriymiş. Olayı bu yani. Devlete karşı suç işleyeni, üç-beş arkadaş toplanıp devlet içinde devlet kurmaya çalışanı hoop buraya gönderiyor olmalılar.
Bu cezaevlerinin bir diğer özelliği, daha önceleri varolan koğuş sistemi üzerine inşa edilmemesiymiş. Görevlilerin, mahkumların denetiminde zorlanması, içeride çıkan olası bir rehin alma, isyan vs. durumunda ağır kayıplar yaşanması gibi sorunlar nedeniyle varolan koğuş sisteminden daha küçük yaşam birimlerine geçiş süreci başlamış. Ortaya çıkan cezaevlerine de F Tipi denmiş.
L Tipi Cezaevleri
İnşa edeni, düşüneni tekme tokat dövmeyi gerektiren tarzda cezaevleridir bunlar.
Bu tip cezaevleri, mahkumları çalıştıran tiptenmiş. Hani hep Amerikan filmlerinde görürüz ya, taş falan taşır mahkumlar. Sanırım öyle bir sistem. Hücreler yerin altında olurmuş ve toplam 3-4 metrekareyi geçmezmiş. Boy olarak da bir insanın boy standartları temel alınıp ona göre bir yapılanmaya gidilmiş. Mahkumlar hava alabilsin diye metal borularla bir havalandırma sistemine sahip. Tek tip giymek zorunda olan mahkumların bu tip cezaevlerinden kaçması da imkansızmış.
Bir de bunlara tabutluk diye isim takılmış. Nedeni zaten verdiğim bilgilerde. İlk L Tipi Cezaevimiz Sakarya’da açılmış.
Mahkumlar terör suçlusu oluyormuş ama, yine de üzülüyor insan…
Hücre Tipi Cezaevleri
İnsanı insanlıktan çıkaracak bir diğer sistem de bu. Mahkum tüm cezası boyunca diğer mahkumları görmez. Tek başına kafayı yemesi amaçlanarak cezasını çekmesidir amaç. Ama gel gör ki bunu düşünen insan olamaz, bunu tecrübe eden kalan hayatında insanlara daha büyük zararlar verir. Şahsi düşüncem tabi.
Başka cezaevi tipi tanıtmıyorum. En çok bunları duyduk, izledik haberlerde. Bunlar yeterli. Yukarıdaki kimseyi oralara düşürmesin, ziyaretçi olarak bile!
Bu yazıyı hala okuyorsanız bu can sıkıcı konu hoşunuza gitmiş demektir. Hala okuyorsan şu cümleyi, teşekkürler

Her gün farklı bir yazarın kendisi için önemli bir günü anlattığı HerGünBiri.com'a hoşgeldiniz!

