Yollar
Bazen iyi işinizi, çevrenizi ve her şeyi bir kenera bırakıp yollara düşüp yeni yerler keşfetmek istediğiniz oldu mu? Örneğin kariyerinizin zirvesinde herşeyi noktalayıp Thailand’a taşınır mıydınız veya o en çok sevdiğiniz yemeğin yoğurtlu iskender yerine gün gelip bol sarı körili Tayland yemeği olabileceğini, bisiklete bile binemezken motosiklet üzerinde ordan oraya çılgınca dolaşabileceğinizi düşündünüz mü? Eğer cevabınız “evet” ise yalnız değilsiniz.
İrlanda’daki çevreme baktığımda, bir çok insanın işinden ayrılıp kendini sırt çantası ile yollarda bulduğunu görüyorum. Bu insanların gelecek korkusu yok muydu? Ne arıyorlardı? Belki kim olduklarını, belki de hayatlarındaki belkilerin yanıtlarını. İyi bir işi olan arkadaşım Colin her şeyi bir kenera bırakıp, çok sevdiği sörfünü sırtına, dünyayı da önüne alarak yeni bir maceraya atılmıştı. Kuzey Amerika, Güney Amerika ve derken kendini Avusturalya’da buldu, tabi bonus olarak da hayatının yeni aşkını! Öyle ya, hayatınızın aşkı doğduğumuz ülke sınırlarında olmak zorunda mıydı?
Alışageldiğimiz ve öğretilen düzenin ÖSS, üniversite, askerlik, iş bulma, evlilik, ev sahibi olmak, çocuk yapmak ve emekli olmaktan ibaret olduğunu düşününce, hayatımızın düzenini kırabileceğimiz bu tip ‘çılgın’ kararları vermenin henüz ekonomik olarak bağımsız olmayan ve girişimcilikten uzak, sağlamcı bir memur zihniyeti ile yetiştirilmiş benim gibi Türk gençleri için maalesef hayal olduğunu söyleyebiliriz. Hele özellikle hayatımız kadın programları, televole, kriz, işsizlik ve stress ile doluyken alacağımız yolun ‘hayat yolu’ndan öteye gidemeyeceğini görmek de zor değil. Tüm bunları düşünürken, IBM’deki işinden ayrılıp Çin’e İngilizce öğretmeye gidecek olan başka bir arkadaşımın yaşayacaklarını öğrenmek için sabırsızlanıyorum.
Karar verdiniz ve çantanızı toplayıp Güney Amerika’ya gitmek istiyorsunuz, aile, konu komşu herkesi ikna ettiniz ama gideceğiniz ülkelerin konsolosluğunu kim ikna edecek? Sanırım bu oyuna en başından eşit başlamıyoruz!
Kaç zamandır bu soruları soruyorum kendime, nerelere giderdim acaba? sanrım yanıtım Şili, Brezilya, Küba ve Avusturalya olurdu…
Bu yazıyı okurken erkenden orta yaş krizine girdiğimi düşünebilirsiniz, ancak tüm bu düşüncelerin suçunu geçenlerde okuduğum bir kitaba atabilirim. Kitabın yazarı olan Mike Carter 42 yaşında ve hayatında her şey iyi giderken bir anda kendini eşi tarafından terkedilmiş ve monoton bir hayat içinde buluyor. Kariyerinde iyi bir noktadayken hayatında her şeyi boşverip motosiklet kullanmayı öğrenip kendini yollara atıyor ve başından geçenleri bu kitapta anlatıyor. Kitapta 42 yaş krizinden bahsediyor bol bol. Henüz bu yaşa gemedim ama bazen anlattıklarında kendimi de bulmuyor değilim
Aranızda 42 yaşında olan veya benzer duygular yaşayanlar varsa Mike’ın kitabını okuyun derim
Ayrıca kitabın bir kısmı Türkiye’de geçiyor, tabi Mike’ın başından geçen ilginç hikayeler de Türkiye’de artıyor.
Benim henüz Mike kadar cesaretim ve hikayelerim yok ancak günün birinde kendimi yollarda bulursam, Mike’ın kitabının yanımda yol arkadaşı olacağı kesin, eğer günün birinde siz de kendinizi yollara bırakırsanız, şansınız ve maceranız bol olsun!


Her gün farklı bir yazarın kendisi için önemli bir günü anlattığı HerGünBiri.com'a hoşgeldiniz!

Özhan Yiğitler
22 Nis, 2009
her gün ev-iş, iş-meyhane, meyhane-ev arasında dolap beygiri gibi döndüğünüzü, hep aynı “temel” ihtiyaçlar için 2,5,10 ya da 20 yıllık krediler alıp birilerinin durduğu yerden daha zengin olmasını sağladığınızı, sosyal hayatınızın başkalarının hayatını izleyip gülmek ya da ağlamaktan öte gidemediğini farkettiğinizde yapacağınız şey, elbette kaçacağınız neresi olursa olsun, yanınızda kendinizi de götüreceğinizi unutmadan karar vermenizdir.
Ayça
22 Nis, 2009
Özhan’a katılıyorum. Keşfederken nirvanaya ulaşan biri olmama rağmen gitmenin kalmaktan farklı sonuçlar doğurmadığına birçok kere tanık oldum. Seçim şu ikisi arasında: Uzun süreli rutinler vs kısa süreli rutinler. Çevremdeki uzun süreli rutin insanlarının hayali “gitmek” ancak bu bir keşif ideali olmaktan çok bir özgürlük ideali, hatta kökenini ve benliğini yadsıma ideali. Bu ortak ideal bundan çıkarı olan birçok turizm şirketi ve banka tarafından “egzotik” tanıtımlarla sömürülüyor hatta
Benim önerim, risk almak, ama riski doğru nedenlerle almak.
Celal
2 Haz, 2011
iletişime gecmeliyiz Ömer lütfen cevap bırak